Türkmenistan Halk Maslahatı Başkanı Gurbanguly Berdimuhamedov’un Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (IAEA) yaptığı ziyaret, insan hakları savunucuları, demokratik güçler ve sivil aktivistler arasında ciddi endişelere yol açmıştır. Bu sadece sıradan bir diplomatik ziyaret değildir. Bu, yürütme gücünü temsil etmeyen, demokratik bir yetkiye sahip olmayan ve fiilen kendini atamış bir siyasi lider olarak hareket eden bir figüre uluslararası meşruiyet kazandırma girişimidir. MEŞRUİYET OLMADAN MEŞRULAŞTIRMA Berdimuhamedov, özgür ve adil seçimlerle seçilmemiştir. Mevcut rolü ideolojik ve kurumsal olmayan bir nitelik taşımaktadır ve devleti uluslararası alanda temsil etme yetkisi yoktur. Buna rağmen, IAEA etkinliklerine katılımı tehlikeli bir emsal oluşturmaktadır: uluslararası kurumlar, otoriter rejimlerin itibarını aklama araçlarına dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. KORKU ÜZERİNE KURULU BİR SİSTEM Türkmenistan, sistematik insan hakları ihlalleriyle dünyanın en kapalı ülkelerinden biri olmaya devam etmektedir: özgür ve adil seçimlerin olmaması; ifade özgürlüğünün bastırılması; bağımsız medyanın olmaması; bağımsız yargı sisteminin bulunmaması; seyahat özgürlüğünün ciddi şekilde kısıtlanması. Özellikle dikkat çekilmesi gereken konu, göç mevzuatının 29(3). maddesine rağmen diplomatik temsilciliklerde pasaport verilmemesidir. Binlerce vatandaş yurt dışında belgesiz, statüsüz ve temel haklardan yoksun bırakılmaktadır. SINIR ÖTESİ BASKILAR Baskılar Türkmenistan sınırlarıyla sınırlı değildir. Son yıllarda, yurt dışındaki aktivistlere yönelik baskıların arttığı gözlemlenmektedir: INTERPOL mekanizmalarının kötüye kullanılması; diplomatik kanallar üzerinden baskı; zorla sınır dışı etmeler; zorla kaybetmeler. En endişe verici vakalardan biri, iki küçük çocuğuyla birlikte zorla sınır dışı edilen ve şu anda işkence ve şiddete maruz kaldığı bildirilen Maral Annayeva’dır. Bir diğer dikkat çekici vaka ise, 24 Temmuz 2025’te Edirne’deki bir geri gönderme merkezinden çıktıktan sonra kaybolan Alisher Sakhatov ve Abdulla Orusov’dur. Bunlar münferit olaylar değildir — bu, sistematik bir baskı ve sindirme politikasıdır. İNSANİ KRİZ Binlerce Türkmen vatandaşı: aileleriyle birleşememektedir; hukuki boşluk içinde yaşamaktadır; insan kaçakçılığı ve suç ağlarına karşı savunmasızdır; silahlı çatışmalara sürüklenme riski taşımaktadır. Türkmenistan’a dönüş çoğu zaman, uluslararası hukuka aykırı olan 30(9). madde kapsamında yurt dışına çıkış yasağı ile sonuçlanmaktadır. BU NEDEN KÜRESEL ÖNEM TAŞIYOR Uluslararası kuruluşlar bu tür rejimlerin temsilcilerini eleştirel değerlendirme olmadan kabul ettiğinde, tehlikeli bir mesaj verilir: ➡️ insan hakları ihlalleri görmezden gelinebilir ➡️ baskı cezasız kalabilir ➡️ otoriter liderler uluslararası meşruiyet kazanabilir ÇAĞRI Türkmenistan’ın demokratik güçleri uluslararası toplumu şu adımları atmaya çağırmaktadır: otoriter yönetimi meşrulaştırmamak; Berdimuhamedov’un ziyaretini eleştirel şekilde değerlendirmek; Türkmenistan yönetimine yönelik baskıyı artırmak; risk altındaki bireyleri korumak; sınır ötesi baskı uygulamalarına son vermek. SONUÇ İnsan hakları bir formalite ya da diplomatik unsur değildir. Onlar uluslararası düzenin temelidir. Türkmenistan’da baskı, işkence ve zorla kaybetmeler devam ettiği sürece, hiçbir uluslararası platform bu durumu meşrulaştırmamalıdır. KAYNAK VE GÖRSEL: 🔗 Görüşmenin videosu: https://x.com/i/status/2042330925275787291� 📷 Fotoğraf: aynı kaynaktan alınmıştır
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.