Yurt Dışına Taziye, Kendi Vatandaşlarına Sessizlik: Türkmenistan Halkı Neden Kendi Devletinden de Aynı İlgiyi Bekliyor? Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov, Kumamoto Prefektörlüğü’nde meydana gelen, can kayıplarına ve yaralanmalara yol açan yıkıcı deprem nedeniyle Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’ye taziye mesajı gönderdi. Basında yer alan haberlere göre Devlet Başkanı, Türkmenistan halkı ve Hükümeti adına ve şahsen kendi adına hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve destek dileklerini iletti, yaralılara ise acil şifalar diledi. Taziye mesajının gönderilmiş olması elbette saygı duyulması gereken bir davranıştır. Trajedi yaşayan insanlara duyulan merhamet ve dayanışma, devlet sınırlarına veya milliyete bağlı olmamalıdır. Doğal afetler ve can kayıpları karşısında uluslararası dayanışma son derece önemlidir. Ancak tam da bu tür haberler, Türkmenistan vatandaşları açısından çok daha acı bir soruyu gündeme getiriyor: Devlet, yurt dışında yaşanan bir felaket karşısında mağdurlara açıkça dayanışma ve merhamet gösterebiliyorken, neden kendi vatandaşlarını etkileyen olağanüstü durumlarda aynı açıklığı, ilgiyi ve duyarlılığı her zaman göstermiyor? İki Farklı Yaklaşım mı? Ortadaki çelişki oldukça dikkat çekicidir. Türkmenistan dışında bir trajedi yaşandığında devlet medyası, Devlet Başkanı’nın taziye mesajlarını hızlı bir şekilde yayımlıyor; mağdurlara verilen destek ve Türkmenistan’ın başka bir ülkeyle dayanışması özellikle vurgulanıyor. Ancak Türkmenistan’ın kendi içinde ciddi bir olay meydana geldiğinde toplum çoğu zaman tamamen farklı bir bilgi ortamıyla karşılaşıyor: resmî bilgi eksikliği, mağdur ve hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin yetersiz açıklamalar, olayın nedenleri ve mağdurlara sağlanan yardım konusunda belirsizlik. Bu durum kaçınılmaz olarak bir adaletsizlik duygusu yaratıyor. Devletin uluslararası topluma açıkça gösterdiği merhamet ve duyarlılık neden kendi ülkesinde her zaman aynı ölçüde görünür değil? Buradaki mesele Türkmenistan’ın Japonya’ya veya başka bir ülkeye taziye mesajı göndermemesi gerektiği değildir. Tam tersine, göndermelidir. Asıl mesele şudur: Türkmenistan’ın kendi vatandaşları da en az aynı ölçüde ilgiyi hak etmektedir. Olağanüstü Durumlar Sadece Gizlenerek Ortadan Kaldırılamaz Bir yakınını, evini veya mal varlığını kaybeden ya da olağanüstü bir olay sonucunda ağır bir durumda kalan insan için devlet medyasının sessizliği yeterli değildir. İnsanların bilgiye, yardıma, etkili bir soruşturmaya ve devletin yanlarında olduğunu hissetmeye ihtiyaçları vardır. Bir trajedi meydana geldiğinde devlet kamuoyuna açıkça şu bilgileri vermelidir: Ne oldu ve neden meydana geldi? Kaç kişi hayatını kaybetti veya yaralandı? Mağdurlara ve ailelerine ne tür yardımlar sağlanıyor? Olayla ilgili soruşturma yürütülüyor mu? İhmal veya güvenlik kurallarının ihlali söz konusuysa kim sorumlu tutulacak? Benzer olayların tekrar yaşanmaması için hangi önlemler alınıyor? Bir sorunu gizlemek, o sorunu ortadan kaldırmaz. Aksine, insanları acılarıyla baş başa bırakır ve toplumun devlet kurumlarına olan güvenini zedeler. Peki Kendi Vatandaşlarımıza Kim Başsağlığı Dileyecek? Bu nedenle çok basit bir sorunun sorulması gerekiyor: Türkmenistan Devlet Başkanı, halk ve Hükümet adına başka bir ülkede yakınlarını kaybeden ailelere taziyelerini iletebiliyorsa, Türkmenistan’da bir trajedi yaşandığında kendi vatandaşlarının ailelerine aynı şekilde kim açıkça başsağlığı dileyecek? Onları kim dinleyecek? Onlara kim yardım edecek? Tarafsız ve etkili bir soruşturmanın yapılmasını kim sağlayacak? Topluma gerçekte ne yaşandığını kim açıklayacak? Ve vatandaşların korunmasının sorumluluğunu kim üstlenecek? Devlet Başkanı yalnızca ülkeyi uluslararası arenada temsil eden kişi değildir. Devlet başkanının sorumluluğu her şeyden önce kendi vatandaşlarına karşıdır. Anayasa ve devlet kurumları da vatandaşların haklarını, yaşamlarını ve güvenliklerini korumak için hizmet etmelidir. Bir Devletin Uluslararası İmajı, Öncelikle Kendi Halkına Davranışıyla Başlar İnsancıl ve sorumlu bir devlet imajı yalnızca diplomatik açıklamalarla oluşturulamaz. Bir devletin insan hayatına gerçekten ne kadar değer verdiği, her şeyden önce kendi ülkesinde, sıradan bir vatandaşın gerçekten yardıma ihtiyaç duyduğu anda ortaya çıkar. Bir devlet yabancı ülkelere taziye mesajları gönderebilir; insani değerlerden, barıştan ve uluslararası dayanışmadan söz edebilir. Ancak bu ilkeler, ancak kendi vatandaşlarına da aynı şekilde uygulandığında gerçek anlam kazanır. İnsanlık ve merhamet yalnızca uluslararası arena için var olmamalıdır. Japonya halkına, hayatını kaybedenlerin ailelerine ve bu trajediden etkilenen herkese içtenlikle başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Aynı zamanda Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov’a sesleniyoruz: Türkmenistan vatandaşları da sizin ilginizi hak ediyor. Kendi ülkelerinde meydana gelen olağanüstü durumlar hakkında gerçeği bilme, devletten zamanında yardım ve destek alma ve insan hayatının yalnızca dış politika açıklamalarında değil, ülke içinde de gerçekten değerli olduğunu görme hakkına sahiptirler. Uluslararası toplum karşısında açık, duyarlı ve insancıl bir devlet görüntüsü sergilenirken, ülke içinde kendi vatandaşlarına tamamen farklı bir yaklaşım gösterilmemelidir. Aksi takdirde kaçınılmaz ve acı bir soru ortaya çıkıyor: Türkmenistan vatandaşları kendi devletlerinden daha az merhameti, ilgiyi ve korumayı mı hak ediyor?
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.