Vatanı Savunmak Bir Cezaya mı Dönüşüyor? Türkmenistan Ordusundaki Koşullar Vatanseverliği mi Güçlendiriyor, Yoksa Ülkeden Ayrılma İsteğini mi?

Vatanı Savunmak Bir Cezaya mı Dönüşüyor? Türkmenistan Ordusundaki Koşullar Vatanseverliği mi Güçlendiriyor, Yoksa Ülkeden Ayrılma İsteğini mi?

Vatanı Savunmak Bir Cezaya mı Dönüşüyor? Türkmenistan Ordusundaki Koşullar Vatanseverliği mi Güçlendiriyor, Yoksa Ülkeden Ayrılma İsteğini mi? Gençler askerlikten kaçınmak için eskisinden daha fazla yol arayacak mı? Devlet için hangisi daha değerli: vatandaşın kendisi mi, yoksa mevcut sistemin korunması mı? Ordu, gençlerin askerî deneyim ve beceri kazandığı bir yer mi olmalı, yoksa ülkeden ayrılma kararını kesinleştirdikleri bir yere mi dönüşüyor? Türkmenistan'da zorunlu askerlik yapan gençlerin karşı karşıya kaldığı koşullara ilişkin yeni haberler, bu soruları bir kez daha gündeme getiriyor. Azatlık Radyosu'nun aktardığı bilgilere göre, Türkmenistan'ın çeşitli bölgelerindeki askerî birliklerde görev yapan askerler günlük askerî eğitimlerinden uzaklaştırılarak tarım işlerinde ve zorunlu çalıştırma niteliği taşıyan faaliyetlerde kullanılıyor. Haberde yer alan kaynaklar, bu uygulamanın Savunma Bakanlığı'nın talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirtiyor. Komutanların askerleri pamuk tarlalarına ve diğer tarım alanlarına gönderdiği, burada yabani otların temizlenmesi ve ekinlerin bakımında çalıştırdığı bildiriliyor. Bu çalışmaların gerçekleştirildiği koşullar ise özellikle endişe verici. Azatlık Radyosu'nun kaynağına göre askerler sabah erken saatlerde tarlalara götürülüyor ve akşama kadar orada kalıyor. Yazın aşırı sıcaklarında yanlarına metal mataralarda su alıyorlar. Suları bittiğinde ise bazı askerlerin kanallardan ve sulama arklarından bulanık su içmek zorunda kaldıkları bildiriliyor. Kaynak ayrıca askerler arasında bağırsak rahatsızlıklarının görüldüğünü ve hastalanan bazı askerlerin askerî hastaneye kaldırıldığını belirtiyor. Ve bunlar, devletin Vatanı savunmak için silah altına aldığı gençlerdir. Vatanı Savunmak mı, Zorla Çalıştırılmak mı? Askerlik hizmeti, gençlere ülkeyi ve halkı korumak için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmalıdır. Bir asker askerî teçhizatı kullanmayı öğrenmeli; fiziksel, taktiksel ve mesleki eğitim almalı; olağanüstü durumlarda nasıl hareket edeceğini bilmelidir. Peki, askerî eğitim almak yerine tarlalarda yabani ot temizlemeye gönderilen bir asker ne öğreniyor? Zorunlu tarım işlerinin ülkenin savunma kapasitesiyle ne ilgisi var? Devlet, askerlik yükümlülüğü gerekçesiyle bir gencin hayatının önemli bir bölümünü kontrolü altına alıyorsa, o kişinin sağlığı, güvenliği ve insanlık onuru konusunda da özel bir sorumluluk üstlenmiş olur. Asker, sıkı bir emir-komuta zinciri içerisinde bulunur ve sıradan bir sivil çalışan gibi kendisine verilen işi özgürce reddetme imkânına sahip değildir. Bu nedenle askerlerin bu tür işlerde çalıştırıldığına ilişkin haberler özellikle ciddi şekilde incelenmelidir. Vatanseverlik Emirle Oluşturulabilir mi? Vatanseverlik emirle yaratılamaz. Bir insan tehdit, ceza veya baskıyla ülkesini sevmeye zorlanamaz. Vatanseverlik, vatandaşın şu duyguyu yaşayabildiği yerde gelişir: Ülkem benim hayatıma, sağlığıma ve insanlık onuruma değer veriyor. Askerî eğitim almak yerine ücretsiz iş gücü olarak kullanılan genç bir asker ne hissetmelidir? Aşırı sıcaklarda içecek su aramak zorunda kalan ve haberlere göre zaman zaman kanallardan su içen bir genç devlet hakkında ne düşünmelidir? Böyle bir deneyim, genç bir insanın Vatanıyla nasıl bir bağ kurmasına yol açar? Genç bir insan böyle bir askerlikten sonra daha mı vatansever olacak, yoksa kendi hayatının ve sağlığının mevcut sistem açısından ikinci planda olduğuna mı inanacak? Türkmenistan makamlarının cevaplaması gereken sorulardan biri budur. Gençler Askerlikten Daha Fazla Kaçınmaya mı Çalışacak? Türkmenistan, askerlik çağındaki gençler üzerindeki denetimi artırabilir. Askerlikten kaçınmanın cezalarını ağırlaştırabilir. Askere gitmemeye çalışan gençleri takip edebilir. Ancak baskıcı yöntemlerle temel soru ortadan kaldırılamaz: Gençler neden askere gitmekten korkuyor? Askerlik kötü yaşam koşulları, yetersiz beslenme, ağır çalışma, sağlık riskleri, yolsuzluk ve kişinin kendi haklarını savunamamasıyla özdeşleşiyorsa, gençlerin askerlikten kaçınmaya çalışması sistemin kendisinin yarattığı öngörülebilir bir sonuç hâline gelir. Askerlik koşulları kötüleştikçe aileler oğullarını koruyabilmek için daha fazla yol arayacaktır. Askerlikten kaçınmaya yönelik talebin yüksek olduğu yerde ise yolsuzluk için elverişli bir ortam ortaya çıkar. Böylece bir kısır döngü oluşur: Kötü koşullar askerlik korkusunu doğurur; korku askerlikten kaçınma isteğini artırır; askerlikten kaçınma isteği yolsuzluk mekanizmalarına olan talebi büyütür; yolsuzluk ise vatandaşların devlet kurumlarına duyduğu güveni daha da yok eder. Gençleri neden askerlik yapmak istemediklerini sorgulamadan yalnızca askerlikten kaçındıkları için cezalandırmak, nedenleri ortadan kaldırmadan sonuçlarla mücadele etmek anlamına gelir. Vatandaşın Değeri mi, Sistemin Değeri mi? Ordu, bir devletin kendi vatandaşına nasıl davrandığını gösteren en açık göstergelerden biridir. Devlet gerçekten bir askeri Vatanın savunucusu olarak görüyorsa ona güvenli içme suyu, yeterli beslenme, sağlık hizmeti, insana yakışır hijyen ve yaşam koşulları ile gerçek bir askerî eğitim sağlamak zorundadır. Çünkü asker her şeyden önce bir insan ve bir vatandaştır. Üniforma giymesi onu devletin malı hâline getirmez. Eğer zorunlu askerlik yapan gençler ücretsiz iş gücü olarak kullanılabiliyorsa temel bir soru ortaya çıkar: Böyle bir ordu kimi koruyor — vatandaşları ve Vatanı mı, yoksa mevcut devlet sistemini mi? En Ağır Dönem Henüz Başlamamış Olabilir Azatlık Radyosu'nun aktardığı bilgilere göre askerler açısından en zorlu dönem yaklaşan pamuk hasadı sırasında başlayabilir. Kaynak, önceki yıllardaki uygulamalara dayanarak komutanların sıkı denetimi altında her askerden günlük olarak önemli miktarda pamuk toplamasının talep edilebildiğini belirtiyor. Eğer bu uygulama devam ediyorsa başka bir soru daha sorulmalıdır: Tarım sektörünün üretim hedefleri neden zorunlu askerlik yapan gençlerin emeğiyle karşılanmalıdır? Bir genç pamuk toplamak için askere alınmaz. Devlet, ülkenin savunması için askerî eğitim almasının gerekli olduğunu söylediği için silah altına alınır. Eğer devlet bu bağımlı konumu askerleri tamamen farklı işlerde çalıştırmak için kullanıyorsa, uluslararası kuruluşların buna dikkat etmesi gerekir. Ordu Bir Göç Okuluna mı Dönüşüyor? Türkmenistan makamlarının çok daha az konuştuğu başka bir sonuç daha var. Genç bir insan böyle bir askerlik hizmetinden döndüğünde ne oluyor? İki yıl boyunca sistemi içeriden görüyor. Komutanların astlarına nasıl davrandığına tanık oluyor. Yaşam koşullarını, seçim hakkının bulunmamasını ve kendi haklarını savunamamanın ne anlama geldiğini bizzat yaşıyor. Terhis olduğunda ise işsizlik, düşük gelir ve gelecek perspektifinin yetersiz olduğu bir topluma geri dönebiliyor. Böylece ordu bir vatanseverlik okulu olmaktan çıkıp bir göç okuluna dönüşme riski taşıyor. Genç sonunda şu sonuca varabilir: Devlet bana böyle davranıyorsa geleceğimi başka bir ülkede kuracağım. Ülkeden çıkışa kısıtlamalar getirilebilir. Denetim artırılabilir. Ancak hiçbir idari yasak, insana geleceğini göremediği bir yerde gelecek olduğuna inandıramaz. Vatan ile Devlet Sistemi Aynı Şey Değildir Bu iki kavramı birbirinden ayırmak son derece önemlidir. Bir insan Türkmenistan'ı, halkını, toprağını, dilini, kültürünü ve geleneklerini içtenlikle sevebilir ve aynı zamanda devlet kurumlarından temel haklarına saygı göstermesini talep edebilir. Ordudaki koşulları eleştirmek Vatanı eleştirmek değildir. Tam tersine, askerlerin insana yakışır koşullarda hizmet etmesini talep etmek Türkmenistan vatandaşlarının korunmasını istemektir. Bu nedenle sorulması gereken tek soru: “Gençler neden askerlik yapmak istemiyor?” olmamalıdır. Şu soru da sorulmalıdır: “Devlet, gençlerin ülkelerini savunmak istemeleri için ne yaptı?” --- Zorla Çalıştırma Küresel Ekonominin Bir Parçası Hâline Gelmemelidir Yaşananlar Türkmenistan'ın iç meselesi olmanın çok ötesindedir. Sıkı bir emir-komuta zinciri içerisinde bulunan ve verilen emri özgürce reddetme imkânına sahip olmayan askerler tarım işlerinde çalıştırılıyorsa uluslararası toplum bunu yalnızca izlemekle yetinmemelidir. Birleşmiş Milletler'e, Uluslararası Çalışma Örgütü'ne (ILO), Avrupa Birliği'ne, demokratik devletlerin hükümetlerine ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına; Türkmenistan'da askerlerin ve diğer vatandaş gruplarının, pamuk sektörü de dâhil olmak üzere tarım alanında zorla çalıştırıldığına ilişkin haberlere özel önem vermeleri çağrısında bulunuyoruz. Bu uygulamaların boyutlarının belirlenebilmesi için bağımsız izleme mekanizmalarına ve güvenilir bilgilere ihtiyaç vardır. Pamuk sektörüne ise özellikle dikkat edilmelidir. Uluslararası Şirketler Tedarik Zincirlerini İncelemelidir Türkmenistan'ın pamuk ve tekstil sektörüyle doğrudan veya dolaylı ticari ilişkisi bulunan yabancı şirketlere, yatırımcılara, tekstil üreticilerine, perakende şirketlerine, ithalatçılara, finans kuruluşlarına ve diğer ticari yapılara sesleniyoruz: Bu ürünlerin kökenine gözlerinizi kapatmayın. Pamuğun yetiştirilmesi ve toplanmasından işlenmesine; pamuk lifi, iplik ve kumaş üretiminden hazır tekstil ürünlerine kadar bütün tedarik zinciri titizlikle incelenmelidir. Bir şirketin yalnızca kendisinin doğrudan zorla çalıştırma uygulamadığını söylemesi yeterli değildir. Şirketler kullandıkları hammaddenin nasıl üretildiğini, nereden geldiğini ve üretim sürecinde kimlerin çalıştırıldığını bilmek zorundadır. Uluslararası şirketler, üretim zincirinde zorla çalıştırma ihtimali bulunan ürünlerden doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik kazanç sağlamamalıdır. Türkmenistan'ın uluslararası ortaklarına, zorla çalıştırmanın ve sistematik insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırıldığına dair gerçek, bağımsız ve doğrulanabilir güvenceler bulunmadığı sürece pamuk ve tekstil sektörlerindeki iş birliğini genişletmeme çağrısında bulunuyoruz. Ekonomik çıkarlar insanlık onurunun üzerinde tutulamaz. --- Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü'ne Çağrı Özellikle Birleşmiş Milletler'e ve Uluslararası Çalışma Örgütü'ne sesleniyoruz. Zorunlu askerlik yapan gençlerin zorla çalıştırılan iş gücü olarak kullanılabileceğine ilişkin haberler uluslararası düzeyde dikkat gerektirmektedir. Türkmenistan'daki çalışma koşullarının bağımsız biçimde izlenebilmesi için gerekli girişimlerin yapılmasını talep ediyoruz. Bu izleme; askerleri, kamu çalışanlarını ve idari baskı ya da diğer zorlama yöntemleriyle tarım işlerinde çalıştırılabilecek diğer vatandaş gruplarını da kapsamalıdır. Şu soruların cevaplandırılması gerekmektedir: Askerler sistematik olarak tarım işlerine gönderiliyor mu? Bu işleri ceza almadan reddedebiliyorlar mı? Bu emirleri kim veriyor? Pamuk hasadı sırasında bu uygulamalara başvuruluyor mu? Devlet zorla çalıştırmayı önlemek için hangi somut tedbirleri alıyor? Sessizlik, insan hakları ihlallerinin devam etmesine imkân sağlayan bir ortam yaratmamalıdır. --- Dünya Sağlık Örgütü'ne Çağrı: Askerlerimizin Sağlığından Kim Sorumlu? Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) ve halk sağlığı alanında faaliyet gösteren diğer uluslararası kuruluşlara doğrudan çağrıda bulunuyoruz. Türkmenistan'daki genç askerlerin içinde bulunduğu koşullara ilişkin haberler ciddi endişe yaratmaktadır. Askerler gerçekten aşırı sıcaklarda ağır fiziksel işlerde çalıştırılıyorsa, yeterli miktarda güvenli içme suyuna erişemiyorsa, kanal ve sulama arklarından su içmek zorunda kalıyorsa ve bunun sonucunda bağırsak hastalıkları ve hastaneye yatış vakaları yaşanıyorsa, mesele artık yalnızca çalışma haklarıyla ilgili değildir. Bu aynı zamanda insan sağlığı ve güvenliği meselesidir. Aşırı sıcaklarda yeterli ve güvenli içme suyuna erişmeden ağır fiziksel çalışma; susuzluk, sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması risklerini artırabilir. Kirli su tüketimi ise ek sağlık ve salgın hastalık riskleri yaratabilir. Bu nedenle soruyoruz: Zorunlu askerlik yapan gençlerimizin sağlığından kim sorumludur? İçme suyunun kalitesini kim denetliyor? Beslenmelerinden kim sorumlu? Aşırı sıcaklarda izin verilen fiziksel yükün sınırlarını kim belirliyor? Hijyen koşullarını kim denetliyor? Sağlık hizmetleri nasıl sağlanıyor? Bu tür çalışmaların ardından kaç asker sağlık kuruluşlarına başvuruyor? Kaçı hastaneye yatırılıyor? Hastalıkların nedenleri araştırılıyor mu? Ve en önemlisi, bu vakalara ilişkin güvenilir veriler kamuoyuyla paylaşılıyor mu? Bağımsız Değerlendirme Gereklidir DSÖ'yü, görev ve yetkileri çerçevesinde, bu duruma dikkat etmeye ve zorunlu askerlik yapan gençlerin sağlığını etkileyen koşullar hakkında güvenilir bilgi elde edilmesine yönelik çabaları desteklemeye çağırıyoruz. Ayrıca ilgili uluslararası kuruluşları Türkmenistan Savunma Bakanlığı'nın, askerî birlik komutanlarının, askerî sağlık hizmetlerinin ve askerlerin hizmet koşullarından, beslenmesinden, içme suyundan, hijyeninden ve sağlık hizmetlerinden sorumlu diğer devlet kurumlarının sorumluluklarına dikkat etmeye çağırıyoruz. Askerî üniforma giymek, insanın sağlık hakkını ortadan kaldırmaz. Yemin etmek, insanlık onurunu ortadan kaldırmaz. Zorunlu askerlik, devlete insanları gerekçesiz sağlık risklerine maruz bırakma hakkı vermez. --- Askerlerimiz Ücretsiz İş Gücü Değildir Türkmenistan makamlarına da doğrudan sesleniyoruz. Askerlerimiz ücretsiz iş gücü değildir. Onlar Türkmenistan'ın genç vatandaşlarıdır. Devlet onlardan ülkeyi savunmaya hazır olmalarını talep ediyor. O hâlde devlet, onların hayatını, sağlığını ve insanlık onurunu koruyan ilk taraf olmak zorundadır. Bir genç askerlik sırasında yaratılan koşullar nedeniyle hastalanıyorsa sorumluluk askerin veya ailesinin üzerine bırakılamaz. Bir asker askerî eğitimiyle ilgisi olmayan işlerde çalıştırılıyorsa toplum bunun hangi hukuki temele dayanarak yapıldığını sorma hakkına sahiptir. Bu uygulamalar sistematikse toplum bunların sona erdirilmesini talep etme hakkına sahiptir. --- Uluslararası Topluma Çağrımız “Dayanç / Türkmenistan” Sivil Hareketi İnsan Hakları Platformu olarak Birleşmiş Milletler'i, ILO'yu, DSÖ'yü, Avrupa Birliği'ni, uluslararası insan hakları kuruluşlarını, demokratik devletleri, uluslararası finans kuruluşlarını ve yabancı şirketleri, Türkmenistan'da askerlerin maruz kaldığı koşullara ve zorla çalıştırma uygulamalarına ilişkin haberleri görmezden gelmemeye çağırıyoruz. Şeffaflık ve bağımsız denetim talep ediyoruz. Şirketleri, Türkmenistan menşeli pamuk ve tekstil ürünlerinin tüm tedarik zincirlerinde gerçek ve kapsamlı durum tespiti yapmaya çağırıyoruz. Türkmenistan'ın uluslararası ortaklarını, devlet kurumları ve devletle bağlantılı işletmelerle ekonomik iş birliğine ilişkin kararlarında ülkedeki insan hakları durumunu dikkate almaya çağırıyoruz. Sistematik insan hakları ihlalleri devam ettiği sürece uluslararası iş birliği, sanki bu ihlaller hiç yaşanmıyormuş gibi sürdürülemez. İnsan hakları ekonomik çıkarların pazarlık konusu hâline getirilemez. Pamuk, insanlık onuru pahasına üretilemez. Ekonomik kazanç, insan sağlığının ve insan haklarının üzerinde tutulamaz. Bir asker ücretsiz iş gücüne dönüştürülemez. Gençlerden Vatanı savunmalarını talep eden bir devlet, her şeyden önce kendi vatandaşlarını korumaya hazır olduğunu göstermek zorundadır. Çünkü ordu, gençlerin ülkelerini nasıl savunacaklarını öğrendikleri bir yer olmalıdır — ülkelerinden ayrılmanın gelecekleri için tek seçenek olduğuna kesin olarak karar verdikleri bir yer değil. Kaynak: Azatlık Radyosu https://www.azathabar.com/a/esgerler-gowaca-otagyna-cekilyar-yssy-howada-kanal-suwuny-icen-oglanlar-keselleyar/33822588.html

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo