Türkmenistan Tarzı Dijital Baskılar: Siber Zorbalık, Cinsiyetçilik ve Aşağılama Muhalif Seslere Karşı Bir Silah Haline Geldi Yetkilileri Eleştirmek Nasıl “Suç” Haline Geliyor? Orta Asya’da bağımsız gazetecilere, insan hakları savunucularına, blog yazarlarına ve sivil toplum aktivistlerine yönelik baskılar giderek artıyor. Bu durum, uluslararası insan hakları kuruluşlarının Azattyq Asia tarafından yayımlanan ortak açıklamasında dile getirildi. Kaynak: Azattyq Asia — “Sitelerin Engellenmesi ve Eleştirmenlerin Hesaplarına Yönelik Saldırılar: Orta Asya’da Dijital Baskılar Nasıl Yayılıyor?” https://www.azattyqasia.org/a/kak-razvorachivayutsya-tsifrovye-repressii-v-tsentralnoy-azii/33755218.html Ancak bölgedeki bazı ülkelerde mesele daha çok internet sitelerinin engellenmesi veya hukuki baskılarla sınırlıyken, Türkmenistan’da dijital baskılar uzun zamandır insanlara yönelik sistematik psikolojik baskı mekanizmasına dönüşmüş durumda. Buradaki baskı yalnızca sansürle sınırlı değildir. Bu baskı kişiselleşmiş, aşağılayıcı ve saldırgan bir hal almıştır. --- Türkmenistan: Tacizin Sistem Haline Geldiği Bir Ülke Türkmenistan’da ifade özgürlüğü neredeyse tamamen yok edilmiştir. Bağımsız internet siteleri yıllardır engellenmekte, VPN hizmetleri sürekli kısıtlanmakta ve her türlü eleştirel görüş tehditlere, baskılara veya aile bireylerine yönelik yıldırma girişimlerine yol açabilmektedir. Ancak son yıllarda özellikle dikkat çeken tehlikeli bir durum vardır: Aktivistlere ve insan hakları savunucularına yönelik organize siber zorbalık. Yetkililere yakın hesaplar, anonim sayfalar, sahte profiller ve sözde “internet vatanseverleri” sistematik olarak şu yöntemlere başvurmaktadır: toplu hakaretler; cinsiyetçi saldırılar; kadın aktivistlerin aşağılanması; yalan ve provokasyonların yayılması; kişisel bilgilerin paylaşılması; ailelerin ve çocukların hedef alınması; iftira kampanyaları; aşağılayıcı ve küfürlü dil kullanılması. Bu saldırıların hedefinde en sık kadınlar bulunmaktadır. --- Cinsiyetçilik Bir Susturma Aracına Dönüştü İnsan hakları ihlalleri, yolsuzluk, şiddet veya adaletsizlik hakkında açıkça konuşan kadınlar, Türkmenistan’ın dijital alanında yalnızca eleştirilmemekte, aynı zamanda ahlaki olarak yok edilmeye çalışılmaktadır. Kullanılan yöntemler arasında şunlar yer almaktadır: aşağılayıcı yorumlar; cinsiyete dayalı hakaretler; kadınların annelikleri üzerinden itibarsızlaştırılması; küçük düşürücü imalar; söylentilerin yayılması; kamuoyu önünde alay edilmesi ve hedef gösterilmesi. Bu yöntemler tesadüfi değildir. Amaç, insanları korku, aşağılama ve psikolojik baskı yoluyla susturmaktır. Gerçekler çürütülemediğinde saldırılar doğrudan kişinin kendisine yöneltilmektedir. --- Siber Zorbalık Korku Sisteminin Bir Parçası Haline Geldi Birçok aktivist ve gazeteci sürekli olarak şu saldırılarla karşı karşıya kalmaktadır: hesapların hacklenmesi; sayfaların kapatılması amacıyla organize şikâyet kampanyaları; mesajlaşma uygulamaları üzerinden tehditler; telefon yoluyla taciz; sahte videolar; kişisel bilgilerin yayılması; yorum bölümlerinde organize linç kampanyaları. Daha da endişe verici olan ise, bu tür dilin ve yöntemlerin bazen kendilerini insan hakları savunucusu veya sivil toplum temsilcisi olarak tanımlayan bazı kişiler tarafından da kullanılabilmesidir. Bu durum insan hakları mücadelesinin özüne zarar vermektedir. İnsan hakları savunuculuğu aşağılama, nefret, taciz ve kamuoyu önünde hakaret üzerine kurulamaz. Diktatörlükle mücadele ederken onun yöntemlerini kopyalamak kabul edilemez. --- Aşağılama “Normalleşti” En tehlikeli durum ise saldırganlığın giderek normalleşmesidir. Birçok insan artık şunları sıradan görmeye başlamıştır: kamuoyu önünde aşağılanma; küfür ve hakaretler; cinsiyetçi söylemler; linç çağrıları; baskı mağdurlarıyla alay edilmesi; aktivistlerin ailelerine yönelik saldırılar. Dijital alan psikolojik baskının bir aracına dönüşmektedir. Eskiden baskılar kapalı kapılar ardında güvenlik kurumlarında yürütülürken, bugün bu saldırılar açık şekilde yorumlarda, canlı yayınlarda, TikTok’ta, YouTube’da, Telegram’da ve Facebook’ta gerçekleştirilmektedir. --- Her Hakaretin Ardında Cezasızlık Atmosferi Var Yetkililer yıllarca ifade özgürlüğünü bastırdığında toplum zamanla korkuya ve nefrete alışmaktadır. Cezasızlık yeni baskı biçimlerini doğurmaktadır. İnsanlar şunları kabul edilebilir görmeye başlamaktadır: aşağılamayı; baskı uygulamayı; insanları hedef göstermeyi; kişisel bilgileri yaymayı; interneti psikolojik terör alanına çevirmeyi. Bu nedenle dijital baskılar yalnızca internetle ilgili bir mesele değildir. Bu, insan onuru, kişisel güvenlik ve korkmadan gerçeği söyleyebilme hakkı meselesidir. --- Uluslararası Toplum Sessiz Kalmamalıdır Orta Asya’daki insan hakları kuruluşları uluslararası toplumu bölgede giderek artan dijital baskılar, çevrimiçi sansür ve siber saldırılar konusunda harekete geçmeye çağırmaktadır. Ancak Türkmenistan örneğinde mesele artık yalnızca sansür değildir. Bu, açık konuşmaya cesaret eden herkesin organize saldırıların hedefi olabileceği sistematik bir korku, aşağılama ve psikolojik baskı atmosferidir. İfade özgürlüğü yalnızca konuşma hakkı değildir. Aynı zamanda konuştuğu için aşağılanmama ve baskıya uğramama hakkıdır.
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.