Türkmenistan'da Sınır Aşan Baskılar: Human Rights Watch'ın Yeni Raporunun Analizi ve Uluslararası Toplum Açısından Önemi

Türkmenistan'da Sınır Aşan Baskılar: Human Rights Watch'ın Yeni Raporunun Analizi ve Uluslararası Toplum Açısından Önemi

Türkmenistan'da Sınır Aşan Baskılar: Human Rights Watch'ın Yeni Raporunun Analizi ve Uluslararası Toplum Açısından Önemi Analitik Makale Haziran 2026'da uluslararası insan hakları kuruluşu Human Rights Watch, "Lives Destroyed for Speaking Out: Turkmen Activists at Home and in Exile" ("Konuştukları İçin Hayatları Mahvoldu: Ülke İçindeki ve Sürgündeki Türkmen Aktivistler") başlıklı kapsamlı raporunu yayımladı. Bu rapor, son yıllarda Türkmenistan'daki insan hakları durumuna ilişkin hazırlanmış en önemli uluslararası değerlendirmelerden biridir. Raporun önemi yalnızca bireysel zulüm vakalarını belgelemekten ibaret değildir. Aynı zamanda bu ihlallerin, Türkmenistan sınırlarını çoktan aşmış, kapsamlı ve koordineli bir devlet baskısı sisteminin parçası olduğunu ortaya koymaktadır. Rapor, bağımsız gazetecilerin, blog yazarlarının, avukatların, insan hakları savunucularının ve sivil toplum aktivistlerinin maruz kaldığı baskıların münferit olaylardan ibaret olmadığını göstermektedir. Aksine, bunlar barışçıl muhalefetin her biçimini susturmaya yönelik sistematik bir devlet politikasının yansımasıdır. Bu sistem; siyasi saiklerle açılan davalara, keyfi gözaltılara, uzun süreli gözetim uygulamalarına, aile üyelerinin sindirilmesine, seyahat özgürlüğünün kısıtlanmasına, konsolosluk hizmetlerinin engellenmesine, zorla kaybetmelere, sınır aşan baskılara ve göç mevzuatının kötüye kullanılmasına dayanmaktadır. Human Rights Watch, tüm bu ihlalleri tek bir baskı politikasının birbirine bağlı unsurları olarak ortaya koyarak, Türkmenistan'daki durumun artık yalnızca ülkenin iç meselesi olmadığını açıkça göstermektedir. Bu durum, hükümetlerin, uluslararası kuruluşların ve sivil toplumun ortak müdahalesini gerektiren uluslararası bir insan hakları krizine dönüşmüştür. Devlet Politikası Olarak Baskı Raporun temel sonuçlarından biri, Türkmenistan'da ifade özgürlüğü için neredeyse hiçbir alanın kalmamış olmasıdır. Bağımsız gazeteciler, blog yazarları, avukatlar, insan hakları savunucuları, sivil toplum aktivistleri ve hükümet politikalarını barışçıl biçimde eleştiren sıradan vatandaşlar sistematik baskıya maruz kalmaktadır. Human Rights Watch, Türkmenistan makamlarının barışçıl sivil faaliyetleri sürekli olarak ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit olarak gösterdiğini vurgulamaktadır. Uygulamada ise barışçıl eleştiri, sivil aktivizm ve suç teşkil eden eylemler arasındaki ayrım bilinçli olarak ortadan kaldırılmıştır. Rapor ayrıca, baskının hapis cezasının sona ermesiyle bitmediğini de ortaya koymaktadır. Eski siyasi tutuklular sürekli gözetim altında tutulmakta, keyfi seyahat yasaklarına maruz bırakılmakta, çalışma hayatına erişimleri engellenmekte ve yeniden kovuşturmaya uğrama tehdidi altında yaşamaya devam etmektedir. Böylece ceza, süresi belirsiz bir baskı ve sindirme mekanizmasına dönüşmektedir. Türkmenistan Sınırlarının Ötesine Taşan Baskılar Raporun en önemli bölümlerinden biri sınır aşan baskılar konusuna ayrılmıştır. Human Rights Watch'a göre Türkmenistanlı aktivistlere yönelik baskılar artık ülke sınırlarının çok ötesine taşmıştır. Ülkeden ayrılmak zorunda kalan vatandaşlar; tehditler, sınır dışı edilme riski, göç prosedürlerinin kötüye kullanılması, pasaport hizmetlerinin reddedilmesi, Türkmenistan'da kalan aile bireyleri üzerinden baskı kurulması ve diğer sınır ötesi baskı yöntemleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Rapor, Türkiye'de gözaltına alındıktan sonra kaybolan Alişer Sahatov ile Abdulla Oruzov vakalarına özel önem vermektedir. Human Rights Watch bu olayları sınır aşan baskının en endişe verici örneklerinden biri olarak değerlendirmekte ve Türk makamlarını, kaybolma olaylarının tüm yönlerini ortaya çıkaracak, sorumluları tespit edecek ve hesap verebilirliği sağlayacak hızlı, bağımsız, kapsamlı ve şeffaf bir soruşturma yürütmeye çağırmaktadır. Raporda ayrıca, yurt dışında barışçıl insan hakları faaliyetlerini sürdürmesine rağmen sürekli sınır dışı edilme tehdidi altında yaşayan Umidajan Bekjanova'nın durumu da ele alınmaktadır. Bu örnek, sürgünde olmanın her zaman güvenlik anlamına gelmediğini açıkça göstermektedir. Siyasi Tutuklular ve Baskıya Uğrayan Aktivistler Human Rights Watch yalnızca istatistiklere yer vermekle yetinmemekte, raporun merkezine gerçek insanların hikâyelerini yerleştirmektedir. Raporda işkence ve kötü muameleyi belgeleyen insan hakları savunucusu Mansur Mingelov, COVID-19 salgınının inkâr edilmesini eleştiren sivil toplum aktivisti Murat Duşemov, gazeteci Nurgeldi Halykov, avukat ve sivil toplum aktivisti Pyragamberdi Allaberdyev, bağımsız gazeteci Soltan Açilova, blog yazarları Saddam Gulamov ve Mälikberdi Allamuradov ile zorla kaybedilen aktivistler Alişer Sahatov ve Abdulla Oruzov öne çıkarılmaktadır. Bu vakaların tümü, devlet baskısının siyasi saiklerle verilen hapis cezalarından idari kısıtlamalara, zorla geri göndermelerden zorla kaybetmelere ve uzun süreli sindirme politikalarına kadar çok farklı biçimler alabildiğini göstermektedir. Pasaportların Siyasi Baskı Aracı Olarak Kullanılması Rapordaki en önemli tespitlerden biri, yurt dışında yaşayan Türkmenistan vatandaşlarına pasaport verilmemesi veya pasaportlarının yenilenmemesinin yalnızca idari bir sorun değil, bilinçli şekilde kullanılan bir siyasi baskı aracı olduğunun kabul edilmesidir. Bu tespit büyük hukuki önem taşımaktadır. Türkmenistan'ın "Göç Hakkında Kanunu"nun 29. maddesinin 3. fıkrası, Türkmenistan'ın diplomatik temsilciliklerine ve konsolosluklarına yurt dışında yaşayan vatandaşlara pasaport ve diğer kimlik belgelerini düzenleme ve yenileme yükümlülüğü getirmektedir. Ancak uygulamada çok sayıda Türkmenistan vatandaşı yıllardır bu hizmetlerden mahrum bırakılmaktadır. Bunun sonucunda insanlar yasal statülerini kaybetmekte, oturma izinlerini yenileyememekte, yasal olarak çalışamamakta, sağlık hizmetlerine erişememekte, çocuklarının doğumunu kaydettirememekte, evlenememekte ve diğer temel haklarını kullanamamaktadır. Rapor, pasaportların vatandaşlık haklarını güvence altına alan belgeler olmaktan çıkarılıp siyasi baskının araçlarına dönüştürüldüğü sonucunu güçlendirmektedir. Keyfi Yurt Dışına Çıkış Yasakları ve Seyahat Özgürlüğünün İhlali Rapor ayrıca Türkmenistan'dan ayrılma hakkına getirilen keyfi kısıtlamalara dikkat çekmektedir. Özellikle Türkmenistan'ın "Göç Hakkında Kanunu"nun 30. maddesinin 9. fıkrasının, şeffaf usuller ve etkili yargı denetimi olmaksızın seyahat yasakları uygulanmasına olanak sağlaması ciddi endişe yaratmaktadır. Bu uygulamalardan gazetecilerin, insan hakları savunucularının, sivil toplum aktivistlerinin, eski siyasi tutukluların ve onların aile üyelerinin etkilendiği bildirilmektedir. Bu uygulamalar, herkesin kendi ülkesi dâhil herhangi bir ülkeden ayrılma ve ülkesine geri dönme hakkını güvence altına alan Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 12. maddesiyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 13. maddesiyle güvence altına alınan seyahat özgürlüğünü ihlal etmekte ve aile yaşamı ile aile birleşimi hakkını zedelemektedir. Bunun yanı sıra, 30. maddenin 9. fıkrasının siyasi kontrol aracı olarak sistematik biçimde uygulanması, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan Türkmenistan Anayasası ile devletin uluslararası yükümlülükleriyle de bağdaşmamaktadır. Uluslararası Hukuki Yükümlülükler Human Rights Watch'ın bulguları, Türkmenistan'ın çok sayıda uluslararası hukuki yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine ilişkin ciddi endişeler doğurmaktadır. Bunlar arasında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, İşkenceye Karşı Sözleşme ve Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülükler bulunmaktadır. Rapor ayrıca, kişilerin işkenceye, siyasi zulme veya diğer ağır insan hakları ihlallerine maruz kalabilecekleri ülkelere geri gönderilmelerini yasaklayan geri göndermeme (non-refoulement) ilkesinin önemini vurgulamaktadır. Bu nedenle Human Rights Watch, Türkmenistan vatandaşlarının korunmasının yalnızca Türkmenistan'ın değil, aynı zamanda onların yaşadığı devletlerin de sorumluluğu olduğunu belirtmektedir.Human Rights Watch'ın Tavsiyeleri Raporun sonuç bölümünde Human Rights Watch, üç temel muhataba yönelik ayrıntılı tavsiyelerde bulunmaktadır: Türkmenistan Hükümeti, Türkmenistan vatandaşlarını kabul eden devletler ve Türkmenistan'ın uluslararası ortakları. Türkmenistan Hükümetine Yönelik Tavsiyeler Human Rights Watch, Türkmenistan makamlarını yalnızca ifade özgürlüğünü barışçıl biçimde kullandıkları için hapsedilen tüm kişileri derhâl ve koşulsuz olarak serbest bırakmaya çağırmaktadır. Kuruluş ayrıca siyasi saiklerle verilmiş mahkûmiyet kararlarının iptal edilmesini, aktivistlere, gazetecilere ve onların aile üyelerine yönelik baskılara son verilmesini, keyfî yurt dışına çıkış yasaklarının kaldırılmasını ve sürekli gözetim ile sindirme uygulamalarının sona erdirilmesini talep etmektedir. Bunun yanında Human Rights Watch, Türkmenistan'ın diplomatik temsilcilikleri ve konsolosluklarının görevlerini eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Buna, "Göç Hakkında Kanun"un 29. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, yurt dışında yaşayan Türkmenistan vatandaşlarına pasaportların ve diğer kimlik belgelerinin zamanında düzenlenmesi ve yenilenmesi de dâhildir. Kuruluş ayrıca, Türkmenistan makamlarını göç mevzuatını siyasi baskı aracı olarak kullanmaktan vazgeçmeye çağırmaktadır. Özellikle "Göç Hakkında Kanun"un 30. maddesinin 9. fıkrasının, kişilerin seyahat özgürlüğünü keyfî biçimde kısıtlamak amacıyla uygulanmasına son verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu ve Türkmenistan Vatandaşlarını Kabul Eden Diğer Devletlere Yönelik Tavsiyeler Human Rights Watch, Türkmenistan vatandaşlarını kabul eden devletlere uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan geri göndermeme (non-refoulement) ilkesine sıkı biçimde uymaları çağrısında bulunmaktadır. Kuruluş, işkence, siyasi baskı, keyfî tutuklama veya adil olmayan yargılanma riski bulunan kişilerin hiçbir şekilde sınır dışı edilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca hükümetlerden, Türkmenistan makamlarının sunduğu tüm iade ve sınır dışı taleplerini siyasi saik taşıyıp taşımadıkları açısından titizlikle incelemeleri istenmektedir. Human Rights Watch bunun yanında, Türkmenistan makamlarının konsolosluk yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle pasaport alamayan kişilerin kendi kusurları olmaksızın belgesiz duruma düşmelerinin önlenmesi amacıyla geçici veya alternatif kimlik belgelendirme mekanizmalarının oluşturulmasını tavsiye etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'ne Yönelik Özel Tavsiyeler Human Rights Watch, Türkiye makamlarını Alişer Sahatov ve Abdulla Oruzov'un kaybolmasıyla ilgili hızlı, bağımsız, kapsamlı ve şeffaf bir soruşturma yürütmeye, olayın tüm yönlerini ortaya çıkarmaya ve sorumluların hesap vermesini sağlamaya çağırmaktadır. Kuruluş ayrıca, ulusal güvenlikle bağlantılı kısıtlama kodlarının yalnızca güvenilir ve somut delillere dayanılarak uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu tür kararların etkili yargısal denetime ve usule ilişkin güvencelere tabi olması, ayrıca oturma izinlerinin iptali, uluslararası korumanın reddedilmesi veya sınır dışı işlemleri için otomatik gerekçe olarak kullanılmaması gerektiği özellikle belirtilmektedir. Türkmenistan'ın Uluslararası Ortaklarına Yönelik Tavsiyeler Human Rights Watch, demokratik devletleri, uluslararası kuruluşları ve Türkmenistan ile ilişkilerini sürdüren diğer uluslararası ortakları insan haklarını tüm ilişkilerinin merkezine yerleştirmeye çağırmaktadır. Kuruluş, Türkmenistan ile ikili ilişkilerin geliştirilmesinin, ülkedeki insan hakları alanında ölçülebilir ve somut ilerlemelere bağlanmasını önermektedir. Bu ilerlemeler arasında siyasi nedenlerle hapsedilen aktivistlerin serbest bırakılması ve ailelerine yönelik baskıların sona erdirilmesi de yer almaktadır. Human Rights Watch ayrıca uluslararası ortakları, Türkmenistan'ın yurt dışında yaşayan vatandaşlarına pasaport düzenleme ve pasaport yenileme konusundaki konsolosluk yükümlülüklerini yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırmaktadır. Bunun yanında kuruluş, hem Türkmenistan içinde hem de sürgünde faaliyet gösteren bağımsız medya kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine ve insan hakları savunucularına uzun vadeli mali ve teknik destek sağlanmasının sürdürülmesini tavsiye etmektedir. Sonuç Human Rights Watch raporu, Türkmenistan'daki baskının yalnızca siyasi saiklerle verilen hapis cezalarından ibaret olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Rapora göre baskı sistemi; seyahat özgürlüğünün keyfî biçimde kısıtlanmasını, konsolosluk hizmetlerinin engellenmesini, aile üyeleri üzerinde baskı kurulmasını, sınır aşan baskıları, zorla kaybetmeleri ve idari ile göç mekanizmalarının barışçıl muhalefeti susturmak amacıyla kötüye kullanılmasını kapsayan çok boyutlu bir yapıya dönüşmüştür. Rapora göre en önemli tespitlerden biri, pasaport verilmemesi, keyfî yurt dışına çıkış yasakları ve sınır aşan baskı uygulamalarının artık yalnızca Türkmenistan'ın iç idari meseleleri olarak değerlendirilemeyeceğidir. Bunlar uluslararası hukuk kapsamında ele alınması gereken ciddi insan hakları ihlalleridir ve uluslararası toplumun ortak müdahalesini gerektirmektedir. Human Rights Watch'ın vardığı sonuç açıktır: Türkmenistan vatandaşlarının haklarının etkili biçimde korunabilmesi, yalnızca Türkmenistan hükümetinin değil, aynı zamanda kabul eden devletlerin ve uluslararası toplumun koordineli ve kararlı adımlar atmasına bağlıdır. Ancak bu şekilde, uzun yıllardır ülke sınırlarını aşmış olan sistematik baskı mekanizmasının sona erdirilmesi ve Türkmenistan'da temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması mümkün olacaktır. Human Rights Watch raporunun tamamını okumak için: https://www.hrw.org/feature/2026/06/24/lives-destroyed-for-speaking-out-turkmen-activists-at-home-and-in-exile/the⁠�

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo