Paris. Dünya Mülteciler Günü: Türkmenistan’daki Ulusötesi Baskı Mağdurları ve Siyasi Mahkûmlar İçin Yükselen Bir Ses

Paris. Dünya Mülteciler Günü: Türkmenistan’daki Ulusötesi Baskı Mağdurları ve Siyasi Mahkûmlar İçin Yükselen Bir Ses

Paris. Dünya Mülteciler Günü: Türkmenistan’daki Ulusötesi Baskı Mağdurları ve Siyasi Mahkûmlar İçin Yükselen Bir Ses 19 Haziran 2026 tarihinde, Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle Paris’in merkezinde, Türkmenistan’daki ulusötesi baskı mağdurları ve siyasi mahkûmlar için tek kişilik bir protesto gerçekleştirildi. Eylem, Türkmenistan “Dayanç” Sivil Hareketi İnsan Hakları Platformu Başkanı Diana Dadaşeva tarafından düzenlendi ve gerçekleştirildi. Etkinlik, siyasi baskılara, zorla kaybedilmelere, hukuka aykırı sınır dışı edilmelere ve devlet baskısına maruz kalan, güvenlik ve koruma arayışıyla ülkelerini terk etmek zorunda bırakılan Türkmenistan vatandaşlarına adandı. Protestoya eşlik eden canlı yayına Türkmenistan sivil toplumunun temsilcileri, insan hakları savunucuları, kamuoyu temsilcileri ve ulusötesi baskı mağdurlarının yakınları katıldı. Yayının konukları arasında Dayanç İnsan Hakları Platformu temsilcisi Lala Abdırahmanova, Türkmenistan Demokratik Seçimi (DVT) temsilcisi Nurjan Süzer, Türkmenistan Demokratik Güçler Koordinasyon Konseyi Başkanı Muhammet Deveci, Birlik İnsan Hakları Örgütü Başkanı Ziuar Niyetbanovna ve zorla kaybedilen sivil aktivist Alişer Sahatov’un eşi Gülala Hasanova yer aldı. Doğal Kaynaklar Açısından Zengin Bir Ülkenin Vatandaşları Neden Mülteci Oluyor? Tartışmaların merkezinde, hem Türkmenistan vatandaşlarının hem de uluslararası toplumun giderek daha sık sorduğu bir soru yer aldı: Dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden bazılarına sahip bir ülkenin vatandaşları neden ülkelerini terk ederek başka ülkelerde sığınma aramak zorunda kalıyor? Katılımcılar, Türkmenistan’dan göçün birçok farklı nedene dayandığını belirttiler. Bu nedenler arasında ekonomik kriz, işsizlik, düşük ücretler, gıda ve temel tüketim ürünlerinde yaşanan fiyat artışları, kaliteli sağlık hizmetlerine ve eğitime erişimde yaşanan zorluklar ile toplumun önemli bir bölümünü etkileyen sosyal sorunlar yer almaktadır. Özellikle eğitimlerini tamamlayan gençlerin iş bulmakta karşılaştıkları zorluklar ve geçimlerini yurt dışında çalışan akrabalarının gönderdiği paralarla sürdüren ailelerin durumu ele alındı. Katılımcılara göre birçok kişi Türkmenistan’ı daha iyi iş imkânları bulmak, ailesine bakabilmek, çocuklarına kaliteli eğitim sağlayabilmek ve sağlık hizmetlerine erişebilmek amacıyla terk etmektedir. Pek çok insan için göç bir tercih değil, hayatta kalabilmek için zorunlu bir adımdır. Katılımcılar ayrıca ekonomik ve sosyal sorunların, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, bağımsız kurumların yokluğu ve toplumun sorunlarını açıkça tartışabilecek demokratik mekanizmaların bulunmamasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladılar. Onlara göre sosyoekonomik sorunların, temel hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamaların ve vatandaşları koruyacak etkili mekanizmaların eksikliğinin birleşimi, her yıl binlerce Türkmenistan vatandaşını güvenlik, istikrar ve daha iyi bir gelecek arayışıyla ülkesini terk etmeye zorlamaktadır. Ulusötesi Baskılar Hâlâ Devam Ediyor Protesto sırasında özellikle ulusötesi baskılar konusu ele alındı. Bu kavram, Türkmenistan vatandaşlarının ülke sınırları dışında da takip edilmesi ve baskıya maruz bırakılması anlamına gelmektedir. Katılımcılar, zorla kaybedilmeler, hukuka aykırı sınır dışı edilmeler, kaçırılmalar ve aktivistlerin ailelerine yönelik baskı vakalarını hatırlattılar. Konuşmacılara göre birçok Türkmenistan vatandaşı ülkeyi terk ettikten sonra dahi tehdit ve baskılarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu bağlamda en dikkat çekici örneklerden biri, Türkiye’de gözaltına alındıktan sonra ortadan kaybolan sivil aktivistler Alişer Sahatov ve Abdulla Orusov vakasıdır. Her iki kişinin de akıbeti hâlen bilinmemektedir. Canlı yayında konuşan Gülala Hasanova, eşi Alişer Sahatov’un nerede olduğunun belirlenmesi için sürdürdüğü mücadeleyi anlattı ve uluslararası toplumu ulusötesi baskı mağdurlarının durumuna kayıtsız kalmamaya çağırdı. Unutulmaması Gereken İsimler Protesto sırasında ulusötesi baskı mağdurlarının ve Türkmenistan’daki tanınmış siyasi mahkûmların isimleri tek tek anıldı. Katılımcılar, her ismin arkasında bir insan hayatı, bir aile ve adalet ile insan onuru uğruna verilen bir mücadele bulunduğunu vurguladılar. Birçok siyasi mahkûmun yıllardır cezaevlerinde tutulduğu, sağlık durumları ve tutulma koşulları hakkında bağımsız gözlemcilerin ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının yeterli bilgiye ulaşamadığı ifade edildi. Katılımcılar siyasi baskıların kurbanlarını saygıyla andılar ve yakınlarının akıbetini öğrenmeye çalışan ailelerle dayanışma içinde olduklarını belirttiler. Türkmenistan Yetkililerine Çağrı Protesto sırasında Türkmenistan makamlarına ülkenin Anayasasına saygı göstermeleri ve uluslararası insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmeleri çağrısında bulunuldu. Katılımcılar, devlet kurumlarının vatandaşların hak ve özgürlüklerini koruması gerektiğini, barışçıl aktivistleri, insan hakları savunucularını, gazetecileri ve blog yazarlarını hedef almaması gerektiğini vurguladılar. Özellikle sivil topluma yönelik baskıların sona erdirilmesi, ifade özgürlüğünün güvence altına alınması ve açık kamusal diyaloğun sağlanması gerektiği ifade edildi. Katılımcılara göre hükümeti eleştirmek, insan hakları çalışmaları yürütmek ve görüşlerini barışçıl şekilde ifade etmek hiçbir koşulda suç olarak değerlendirilmemelidir. İfade Özgürlüğü Suç Değildir Organizatörler, ifade özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu ve hem Türkmenistan Anayasası hem de Türkmenistan’ın taraf olduğu uluslararası sözleşmeler tarafından korunduğunu hatırlattılar. Paris’te gerçekleştirilen protesto, inançları ve düşünceleri nedeniyle baskıya uğrayanlarla dayanışmanın bir sembolü oldu ve uluslararası topluma Türkmenistan’daki insan hakları durumuna dikkat göstermeye devam etme çağrısı yaptı. Katılımcılar, tüm ulusötesi baskı mağdurlarının bulunacağına, siyasi mahkûmların özgürlüğüne kavuşacağına ve insan hakları ihlallerinden sorumlu kişilerin hukuk önünde hesap vereceğine dair umutlarını dile getirdiler. Bir insan susturulabilir. Bir insan özgürlüğünden mahrum bırakılabilir. Bir insan ülkesini terk etmeye zorlanabilir. Ancak onun adı, onuru ve adalet arayışı asla silinemez. --- Protesto Videosu 📹 Protestonun Türkçe yayını ve video kaydı: https://youtu.be/SM1v21lDFSo?is=EBRTiHKjRtjPLF9P Organizatör Türkmenistan “Dayanç” Sivil Hareketi İnsan Hakları Platformu Fotoğraf ve Video Kaynağı Türkmenistan “Dayanç” Sivil Hareketi İnsan Hakları Platformu İletişim 📧 dayanch.civil@gmail.com 🌐 https://dayanchplatform.com Bu protestoya katılan kişilerin görüşleri kendilerine aittir ve editörlerin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo