Din ve inanç özgürlüğü, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme dahil olmak üzere uluslararası belgelerde güvence altına alınmış temel insan haklarından biridir. Ancak Orta Asya ülkelerinde bu alandaki durum ciddi endişe yaratmaya devam etmektedir. ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu’nun (USCIRF) son raporuna göre, bölgede bazı ülkelerde inananların haklarına yönelik sistematik ve ağır ihlaller tespit edilmiştir. Bu durum özellikle Türkmenistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Özbekistan için geçerlidir. Komisyon, dini özgürlük ihlallerinden sorumlu devlet yetkililerine yönelik yaptırımlar uygulanmasını, bu kapsamda mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasakları getirilmesini ABD Kongresi’ne tavsiye etmiştir. Kazakistan için ise diplomatik diyaloğun sürdürülmesi ve dini faaliyetler nedeniyle mahkûm edilen kişilerin serbest bırakılması yönünde çaba gösterilmesi önerilmektedir. Raporda, bölge ülkelerinde din ve inanç özgürlüğünün ya kötüleştiği ya da kalıcı olarak olumsuz bir seviyede kaldığı vurgulanmaktadır. Özellikle Türkmenistan ve Tacikistan’daki durum ciddi kaygı uyandırmaktadır. Aşırılıkla mücadele bahanesiyle bu ülkelerde dini yaşam üzerinde sıkı bir kontrol uygulanmaktadır. Bağımsız dini gruplar baskıya maruz kalmakta, özellikle devletin onayladığı yorum dışında İslam’ı yaşayan Müslümanlar hedef alınmaktadır. Onlarca inanan, uydurma suçlamalarla gözaltına alınmış ve uzun süreli hapis cezalarına çarptırılmıştır. Cezaevlerinde şüpheli koşullar altında ölümler yaşandığına dair bilgiler de mevcuttur. Komisyon ayrıca Türkmenistan ve Tacikistan’ın, din özgürlüğüne yönelik sistematik ve ağır ihlaller nedeniyle “Özel Endişe Duyulan Ülkeler” (Countries of Particular Concern – CPC) olarak yeniden sınıflandırılmasını önermektedir. Raporda bireysel vakalara da dikkat çekilmektedir. 2025 yılında, barışçıl dini faaliyetler nedeniyle “aşırılık” suçlamalarıyla çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır. Bazı tutuklular cezaevinde hayatını kaybetmiştir. Örneğin, Ekim 2025’te Said Azam Rahmonov gözaltındayken yaşamını yitirmiştir. Dayanç İnsan Hakları Platformu, bu tür uygulamaların uluslararası yükümlülüklerin açık bir ihlali olduğunu ve hukuk devletinin temelini zayıflattığını vurgulamaktadır. Uluslararası çağrılara katılıyor ve din ve inanç özgürlüğünün sistematik ihlallerinden sorumlu yetkililere yönelik hedefli yaptırımların uygulanmasını destekliyoruz. Cezasızlık baskıyı artırırken, hedefli yaptırımlar hesap verebilirlik ve insan haklarının korunması için gerekli bir araçtır. Biz şunu açıkça ifade ediyoruz: aşırılıkla mücadele, din özgürlüğünün bastırılması için bir gerekçe olamaz; barışçıl dini faaliyetler nedeniyle cezai kovuşturma kabul edilemez; cezaevlerinde yaşanan ölümler bağımsız uluslararası soruşturmalara tabi tutulmalıdır; uluslararası toplum, bölge hükümetleri üzerindeki baskıyı artırmalıdır. Çağrımız: barışçıl dini faaliyetler nedeniyle tutuklanan tüm kişilerin derhal serbest bırakılması; yargı süreçlerinin şeffaflığının sağlanması; uluslararası insan hakları gözlem misyonlarına erişim sağlanması; inananlara karşı uydurma davalar açılması uygulamasına son verilmesi. Din ve inanç özgürlüğü bir ayrıcalık değil, her bireyin devredilemez hakkıdır. Orta Asya’daki sistematik ihlaller, uluslararası toplumun acil müdahalesini gerektirmektedir. Dayanç İnsan Hakları Platformu (Türkmenistan)
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.