İki Komşu Ülke — İki Farklı Gerçeklik: Özbekistan ve Türkmenistan Vatandaşlarının Geleceğine Nasıl Yaklaşıyor?

İki Komşu Ülke — İki Farklı Gerçeklik: Özbekistan ve Türkmenistan Vatandaşlarının Geleceğine Nasıl Yaklaşıyor?

İki Komşu Ülke — İki Farklı Gerçeklik: Özbekistan ve Türkmenistan Vatandaşlarının Geleceğine Nasıl Yaklaşıyor? Orta Asya’da iki komşu ülke. Ortak bir tarihsel geçmişe, benzer sosyoekonomik sorunlara ve yoğun iş gücü göçüne sahip iki devlet. Ancak son gelişmeler, vatandaşların karşı karşıya olduğu en önemli meselelerden birine ilişkin tamamen farklı iki devlet yaklaşımını ortaya koyuyor: çalışma hakkı, seyahat özgürlüğü ve yurt dışında yasal yollarla insana yakışır bir yaşam arama imkânı. Özbekistan, vatandaşları için yurt dışında yasal istihdam olanakları yaratmak amacıyla yabancı ortaklarla anlaşmalar yaparken, Türkmenistan vatandaşları yeni vize engelleri, yüksek mali teminat şartları ve ülkelerinin uzun yıllardır devam eden dışa kapalılığının sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor. Buradaki fark yalnızca ABD’nin göç ve vize politikasından kaynaklanmıyor. Asıl soru şudur: Kapılar vatandaşların yüzüne kapanmaya başladığında devlet kendi vatandaşları için ne yapıyor? Özbekistan: Devlet Vatandaşları İçin Yasal İmkânlar Arıyor 7 Ağustos’ta Özbek basını, Özbekistan Göç Ajansı ile yabancı işçilerin tarım sektöründe istihdam edilmesi konusunda uzmanlaşmış bir Amerikan şirketi arasında anlaşmaya varıldığını bildirdi. Proje, Özbekistan vatandaşlarının ABD’de H-2A vize programı kapsamında mevsimlik tarım işlerinde çalışmak üzere hazırlanmasını ve istihdam edilmesini öngörüyor. Bu program, ABD’deki işverenlerin geçici olarak yabancı tarım işçilerini istihdam etmelerine imkân tanıyor. Burada önemli olan yalnızca anlaşmanın kendisi değil, devletin vatandaşlarının bu programa katılımını nasıl organize etmeyi planladığıdır. Yayımlanan bilgilere göre proje kapsamında ABD’li işverenlerin ihtiyaçları dikkate alınarak eğitim programları hazırlanması, İngilizce dil kursları ve mesleki eğitimler düzenlenmesi, adayların pratik becerilerinin değerlendirilmesi ve ardından sertifikalandırılması planlanıyor. Ayrıca işçi seçiminde şeffaf mekanizmaların oluşturulması öngörülüyor. Özbekistan Göç Ajansı, programa katılacak vatandaşları ABD çalışma mevzuatı ve çalışma koşulları konusunda bilgilendirmeyi, aynı zamanda sözleşmeleri sona erdikten sonra ülkeye zamanında dönmelerini takip etmeyi planlıyor. Başka bir ifadeyle devlet vatandaşlarına yalnızca: “Gidin ve kendi başınızın çaresine bakın” demiyor. Bir devlet kurumu, vatandaş ile yasal iş gücü piyasası arasında fiilen aracı rolü üstleniyor: iş olanakları arıyor, yabancı ortaklarla görüşüyor, vatandaşlarını hazırlıyor, kuralları anlatıyor ve düzensiz göçün doğurabileceği riskleri azaltmaya çalışıyor. Türkmenistan: Tamamen Farklı Bir Tablo Neredeyse aynı dönemde başka bir gelişme yaşandı. ABD Dışişleri Bakanlığı, 3 Ağustos 2026 tarihinde vize teminatı programına ilişkin nihai düzenlemeleri yayımladı. Belirlenen bazı ülkelerin vatandaşlarından B1/B2 vize başvurularında konsolosluk görevlilerinin takdirine bağlı olarak 10.000, 15.000 veya 20.000 ABD doları tutarında teminat talep edilebiliyor. Türkmenistan da bu mekanizmanın uygulandığı ülkeler arasında yer alıyor. Türkmenistan’ın bu programa dahil edilmesi Aşkabat’ın aldığı bir karar olmadığı gibi, Türkmenistan hükümetinin uygulamaya koyduğu bir tedbir de değildir. Dolayısıyla ABD’nin vize kurallarından doğrudan Türkmenistan yönetimini sorumlu tutmak doğru olmaz. Ancak burada başka bir soru ortaya çıkıyor: Özbekistan vatandaşı kendi devletinin desteğiyle yurt dışında çalışabilmek için yeni ve yasal bir imkâna kavuşurken, Türkmenistan vatandaşı neden giderek zorlaşan göç koşulları karşısında büyük ölçüde yalnız bırakılıyor? Karşılaştırmanın asıl önemi tam da burada ortaya çıkıyor. Mesele Yalnızca ABD Vizesi Değil Türkmenistan vatandaşlarının karşı karşıya olduğu sorunlar, ABD vizesi için talep edilebilecek teminat miktarının çok ötesindedir. Uzun yıllardır çok sayıda Türkmenistan vatandaşı iş ve daha istikrarlı bir yaşam arayışıyla ülke dışına çıkıyor. Aynı zamanda ülke içinde seyahat özgürlüğüne ilişkin ciddi kısıtlamalar devam ediyor. Vatandaşlar pasaport alma veya pasaportlarını yenileme konusunda sorunlarla karşılaşırken, bazı kişilerin ülkeden çıkışına da izin verilmiyor. Türkmenistan’ın dışa kapalılığı ve vatandaşlarının uluslararası hareketlilik imkânlarının sınırlı olması durumu daha da ağırlaştırıyor. Ortaya bir paradoks çıkıyor. İnsanlar öncelikle kendi ülkelerinde yeterli ekonomik imkân göremedikleri için yurt dışına yöneliyor. Ancak devlet politikaları bir yandan onların yasal yollarla ülkeden çıkmasını zorlaştırabilirken, diğer yandan güvenli iş gücü göçünü destekleyen, benzer ölçekte şeffaf devlet programları sunulmuyor. Bunun sonucunda vatandaşların önündeki yasal seçenekler giderek daralıyor. Göç Politikası Ne Zaman Bir İnsan Hakları Meselesine Dönüşür? İş gücü göçü yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Bu aynı zamanda insan onuru, çalışma hakkı, seyahat özgürlüğü ve vatandaşların kendi ülkelerinde yoksulluk ile yurt dışında düzensiz statü arasında seçim yapmak zorunda kalmayacakları koşulları oluşturma konusunda devletin sorumluluğu ile ilgilidir. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, herkesin özgürce seçtiği veya kabul ettiği bir işte çalışarak geçimini sağlama fırsatına sahip olma hakkını tanımaktadır. Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 12. maddesi ise uluslararası hukukun izin verdiği sınırlamalar saklı kalmak üzere herkesin kendi ülkesi de dahil olmak üzere herhangi bir ülkeden ayrılma hakkını güvence altına almaktadır. Elbette bu hükümler, devletin her vatandaşına ABD’de veya başka bir ülkede iş bulmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Ancak devlet politikası büyük önem taşır. Bir devlet yasal iş gücü göçü kanalları oluşturabilir, işverenlerle anlaşmalar yapabilir, vatandaşlarına eğitim verebilir, çalışanların haklarını koruyabilir ve düzensiz göçün önlenmesine katkı sağlayabilir. Ya da kendi vatandaşlarının hareket özgürlüğünü kısıtlayarak onları çözüm bulma konusunda kendi başlarına bırakabilir. Komşu Ülkeler — Farklı Yaklaşımlar Bu karşılaştırmayı özellikle çarpıcı kılan, söz konusu ülkelerin Orta Asya’da birbirine komşu iki devlet olmasıdır. Özbekistan: Devletin göç kurumu yabancı ortaklarla görüşmeler yürütüyor, mesleki ve dil eğitimi organize ediyor ve vatandaşların yasal yollarla yurt dışında istihdam edilmesine yönelik mekanizmalar oluşturuyor. Türkmenistan: Vatandaşlar uluslararası izolasyonun sonuçlarıyla, hareket özgürlüğüne yönelik kısıtlamalarla ve bazı ülkelere girişin giderek zorlaşmasıyla karşı karşıya kalırken, yasal iş gücü göçünü destekleyen benzer ölçekte şeffaf mekanizmalar yetersiz kalıyor. Özbekistan’ı idealize etmek de doğru olmaz. Tek bir istihdam programının varlığı, ülkede insan hakları, işçi hakları veya göç alanında hiçbir sorun bulunmadığı anlamına gelmez. Ancak bu somut örnekte aradaki fark açıktır. Komşulardan biri göçü kontrolsüz ve kendiliğinden gelişen bir süreç olmaktan çıkarıp düzenlenmiş ve yasal bir istihdam modeline dönüştürmeye çalışıyor. Diğeri ise yıllardır vatandaşlarının ülkeyi terk edebilme imkânını dahi kontrol altında tutmaya çalışıyor. Asıl Soru: Devlet Nerede? Bu hikâyenin en önemli tarafı aslında ABD değildir. ABD hükümeti kendi vize ve göç politikasını kendisi belirler. Ancak Özbekistan ve Türkmenistan hükümetleri, değişen koşullar karşısında nasıl hareket edeceklerini ve kendi vatandaşlarının çıkarlarını nasıl koruyacaklarını kendileri belirler. Yüz binlerce insan yurt dışında iş arıyorsa, sorumlu bir devlet politikası yeni engeller yaratmaya değil, güvenli ve yasal imkânları genişletmeye yönelik olmalıdır. İnsanların geçerli bir pasaporta, seyahat özgürlüğüne, hakları konusunda bilgiye, mesleki eğitim imkânına, resmi iş sözleşmelerine ve sömürüye karşı devlet korumasına ihtiyacı vardır. Yukarıdaki örnekte Özbekistan tam da bu yönde bir adım atıyor. Türkmenistan’ın karşısında ise çok daha temel bir soru duruyor: Bölgenin doğal kaynaklar bakımından en zengin ülkelerinden birinin vatandaşları neden ailelerini geçindirebilmek için yurt dışında imkân aramak zorunda kalıyor ve kendi devletleri neden onların seçeneklerini genişletmek yerine yıllardır hareket ve tercih alanlarını daraltıyor? İki komşu ülke. İki farklı gerçeklik. Biri vatandaşlarına: “Sizin için yasal imkânlar arayacağız.” diyor. Diğeri ise vatandaşlarını, devlet politikalarının oluşturduğu çıkmazdan kendi başlarına bir çıkış yolu bulmaya fazlasıyla sık mecbur bırakıyor. İşte yalnızca bir göç politikası ile insanın onuruna, haklarına ve geleceğine yönelik gerçek devlet sorumluluğu arasındaki sınır tam da burada ortaya çıkıyor.

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo