Gerçeğin suç, yalanın meslek olduğu zaman Gazetecilik toplum için vardır. Görevi gerçeği söylemek, vatandaşların sorunlarını gündeme getirmek ve toplumun bilgi alma hakkını savunmaktır. Gerçek bir gazeteci iktidara rahatsız edici sorular sorar, sorunları araştırır ve toplumun gerçekleri anlamasına yardımcı olur. Ancak gazetecilik toplum yerine iktidara hizmet etmeye başladığında propagandaya dönüşür. Propaganda, gerçek sorunları gizlemek ve sahte bir refah görüntüsü yaratmak amacıyla çarpıtılmış veya yanlış bilgilerin sistemli şekilde yayılmasıdır. Ne yazık ki bugün Türkmenistan’da olan tam olarak budur. Devlet medyası sürekli olarak hayatın “güzel bir tablosunu” göstermektedir: kutlamalar, yeni binalar, resmi törenler, “başarı” raporları ve yönetime yönelik bitmeyen övgüler. Fakat bu görüntünün arkasında propaganda tarafından gizlenen başka bir gerçeklik vardır. Bu gerçeklik şunlardan oluşmaktadır: — vatandaşların kitlesel işçi göçü — bölgelerde çökmüş altyapı — işsizlik — sistematik yolsuzluk — bağımsız mahkemelerin yokluğu — sansür ve ifade özgürlüğünün bastırılması — başta seyahat özgürlüğü olmak üzere temel insan haklarının ihlali Bugün Türkmenistan’da çok düşük emekli maaşları, ücretler ve çocuk yardımları temel gıda ürünlerinin fiyatlarıyla hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Bu durum milyonlarca vatandaş için onurlu bir yaşamı neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Binlerce aile parçalanmış durumda yaşamaktadır: ebeveynler yurtdışında çalışmak zorunda kalırken çocuklar anne ve babalarından ayrı büyümektedir. Ancak Türkmenistan vatandaşları yurtdışında da yeni sorunlarla karşılaşmaktadır. Türkmenistan’ın diplomatik temsilcilikleri çoğu zaman vatandaşlarına pasaport vermeyi veya pasaportlarını yenilemeyi reddetmektedir. Bu durum insanların yurtdışında yasal olarak yaşama ve çalışma imkanını fiilen ortadan kaldırmaktadır. Bu uygulama işçi göçmenlerin ve yurtdışında yaşayan diğer Türkmenistan vatandaşlarının durumunu daha da ağırlaştırmakta, birçok insanı belgesiz ve hukuki korumadan yoksun bırakmaktadır. Devlet medyası tüm bu sorunlar hakkında sessiz kalmayı tercih etmektedir. Toplumun gerçek sorunlarını konuşmak yerine refahın sahte bir bilgi görüntüsü oluşturulmaktadır. Son yıllarda bu propaganda sistemine sözde “bağımsız blog yazarları” da giderek daha fazla katılmaktadır. Bu kişiler ülke yaşamının yalnızca olumlu yönlerini gösterirken toplumun gerçek sorunlarını görmezden gelmektedir. Böylece gazeteciliğin devlete hizmet ettiği ve vatandaşlara karşı kullanıldığı tehlikeli bir bilgi sistemi ortaya çıkmaktadır. Sivil Hareket DAYANÇ / Türkmenistan İnsan Hakları Platformu, bu tür uygulamaların yalnızca toplumsal değil aynı zamanda hukuki bir değerlendirmeye de tabi tutulması gerektiğine inanmaktadır. Uluslararası toplumun propaganda için sorumluluk mekanizmalarının oluşturulması konusunu tartışmaya başlaması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle medya kuruluşlarının bilinçli şekilde çarpıtılmış bilgi yaydığı, insan hakları ihlallerini gizlediği ve toplum üzerinde manipülasyon aracı olarak kullanıldığı durumlarda bu sorumluluk önemlidir. Bu nedenle aşağıdaki hedeflere yönelik uluslararası hukuki mekanizmaların geliştirilmesini önermekteyiz: — toplumun gerçek sorunlarını gizleyen propaganda faaliyetleri için sorumluluk getirilmesi — iktidarın çıkarları doğrultusunda toplum aleyhine hareket eden gazeteciler ve medya yapılarının sorumlu tutulması — toplumun doğru ve bağımsız bilgi alma hakkının korunması — medyanın siyasi manipülasyon aracı haline gelmesinin engellenmesi Bilgi, iktidarın halka karşı kullandığı bir silah değildir. Bilgi toplumun hakkıdır. Ve gazetecilik propaganda haline geldiğinde toplumun hesap sorma hakkı vardır. Çünkü insanların sorunları hakkında susmak gazetecilik değildir. Bu suça ortak olmaktır.
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.