DEVLET UYGULAMASI OLARAK AYRIMCILIK: TÜRKMENİSTAN’DA İNTERNETE ERİŞİM BİLE “DOĞRU” KÖKENE BAĞLI

DEVLET UYGULAMASI OLARAK AYRIMCILIK: TÜRKMENİSTAN’DA İNTERNETE ERİŞİM BİLE “DOĞRU” KÖKENE BAĞLI

DEVLET UYGULAMASI OLARAK AYRIMCILIK: TÜRKMENİSTAN’DA İNTERNETE ERİŞİM BİLE “DOĞRU” KÖKENE BAĞLI Azatlık Radyosu’nun Balkanabat’ta yüksek hızlı GPON internet bağlantısına ilişkin haberi, internet erişimi meselesinin çok ötesine geçen ciddi bir sorunu bir kez daha gündeme getiriyor. Söz konusu olan, Türkmenistan’da hayatın çeşitli alanlarına nüfuz eden sistematik ayrımcılıktır. Vatandaşların aktardığı bilgilere göre bu ayrımcılık, devlet kurumlarının kararları ve uygulamaları aracılığıyla fiilen desteklenmektedir. Azatlık’ın kaynaklarına göre, Balkanabat’ın bazı bölgelerinde GPON hatları döşeniyor, ancak her vatandaşın bu hizmete bağlanmasına izin verilmiyor. Kaynaklar, erişimin öncelikle “seçilmiş” kişilere sağlandığını ve potansiyel abonelerin önceden kontrol edildiğini belirtiyor. Özellikle endişe verici olan ise etnik kökenin bu seçim sürecinde kullanılan kriterlerden biri olabileceğine ilişkin iddialardır. Azatlık’ın görüştüğü kaynaklara göre, Rus, Ermeni, Azerbaycanlı ve Kazak gibi bazı etnik azınlıklara mensup kişilerin GPON internetine bağlanmasına izin verilmediği iddia ediliyor. Ayrıca yakın akrabaları Türkmenistan dışında yaşayan veya çalışan kişilere yönelik de kısıtlamaların uygulandığı bildiriliyor. Eğer bu bilgiler doğruysa, burada artık yalnızca telekomünikasyon hizmetlerinin eşit olmayan şekilde dağıtılmasından söz edemeyiz. Bu durum, köken, etnik aidiyet, aile bağları ve sosyal statü temelinde ayrımcılık konusunda son derece ciddi kaygılar doğurmaktadır. Ayrımcılık Yukarıdan Başlıyor ve Toplumun Tamamına Yayılıyor Türkmenistan’daki sorun, vatandaşlar arasında yaşanan münferit ayrımcılık vakalarından ibaret değildir. Devlet kurumlarının kendileri insanları “güvenilir” ve “güvenilmez”, “bizden” ve “öteki”, “layık” ve “layık olmayan” şeklinde kategorilere ayırmaya başladığında, ayrımcılık zamanla toplumun tamamında normalleştirilmektedir. Bu nedenle Balkanabat’tan gelen haberleri münferit bir olay olarak değerlendirmek mümkün değildir. Türkmenistan’da ayrımcılıkla neredeyse her alanda karşılaşılmaktadır: işe alımlarda, eğitimde, seyahat özgürlüğünün kullanılmasında, kamu hizmetlerine erişimde, belge temininde, devlet kurumlarıyla ilişkilerde ve şimdi gelen bilgilere göre modern iletişim teknolojilerine erişimde dahi. Aynı zamanda ülkede vatandaşların ayrımcılığa karşı kendilerini koruyabilecekleri bağımsız ve etkili mekanizmalar neredeyse bulunmamaktadır. Özellikle de ihlalin kaynağının bizzat devlet kurumları olduğu iddia edildiğinde durum daha da vahim hâle gelmektedir. Bir insan etnik kökeni veya mensubiyeti nedeniyle bir hizmetten mahrum bırakıldığında nereye başvurmalıdır? Bağımsız soruşturmayı kim yürütecektir? Sorumluları kim hesap vermeye zorlayacaktır? Ve en önemlisi, ayrımcı uygulamalar vatandaşların haklarını koruması gereken sistemin kendisinden kaynaklanıyorsa, vatandaş adalete nasıl ulaşacaktır? Daşoğuz ve Lebap Halkı Bu Sorunu Özellikle Ağır Bir Şekilde Hissediyor Dayanç Sivil Hareketi / Türkmenistan İnsan Hakları Platformu, ülkedeki ayrımcı uygulamalara ilişkin bilgileri defalarca gündeme getirmiştir. Bu tür uygulamaların sonuçlarını özellikle Daşoğuz ve Lebap vilayetlerinde yaşayan insanlar, aralarında etnik azınlık mensupları da olmak üzere, çok daha ağır bir şekilde hissetmektedir. İnsanlar yalnızca sosyal ve ekonomik eşitsizliklerle karşılaşmıyor. Aynı zamanda doğdukları yerin, kökenlerinin, etnik aidiyetlerinin veya yaşadıkları bölgenin devlet kurumlarının kendilerine nasıl davranacağını belirleyebileceği duygusuyla yaşamaya zorlanıyorlar. Biz bu sorun hakkında daha önce de bilgi verdik ve uluslararası toplumun dikkatini bu meseleye çektik. Bugün bunu bir kez daha yapmak zorundayız. Çünkü ayrımcılık sessizlikle ortadan kalkmaz. Tam tersine, bağımsız denetimin, soruşturmaların ve hesap verebilirliğin bulunmaması, ayrımcılığın daha da yayılması için uygun koşullar yaratır. İnternet “Seçilmiş Kişilere” Tanınan Bir Ayrıcalık Olamaz Bugün tartışılan konunun internet olması ayrıca sembolik bir önem taşımaktadır. 21. yüzyılda bilgiye ve modern iletişim teknolojilerine erişim; eğitim alma, çalışma, aile bireyleriyle iletişim kurma, kamu ve ticari hizmetlerden yararlanma ve ifade özgürlüğünü kullanma imkânlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Buna rağmen Türkmenistan’da internet zaten son derece ağır kısıtlamalara tabidir. Azatlık, Türkmenistan’ın dijital alanda dünyanın en kapalı ülkelerinden biri olmaya devam ettiğini hatırlatıyor. Haberde ayrıca Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkmenistan’ın 180 ülke arasında 173. sırada yer aldığı belirtiliyor. Böyle bir ortamda şimdi bir başka eşitsizlik boyutuna ilişkin bilgiler ortaya çıkıyor: Daha kaliteli ve hızlı internete erişimin bile vatandaşlar arasında seçici biçimde dağıtıldığı iddia ediliyor. İnternet erişimi; sadakatin, etnik kökenin, kişinin nereden geldiğinin veya “uygun” görülen bir gruba mensup olmanın karşılığında verilen bir ödül ya da ayrıcalık olamaz. Anayasal Eşitlik Yalnızca Kâğıt Üzerinde Kalmamalıdır Azatlık ayrıca Türkmenistan Anayasası’nın 28. maddesine dikkat çekmektedir. Bu madde, insan ve vatandaş hak ve özgürlüklerinin eşitliğini ve herkesin kanun ve mahkemeler önünde eşit olduğunu güvence altına almaktadır. Ancak vatandaşlar günlük yaşamda kökenleri veya etnik aidiyetleri nedeniyle farklı muameleye maruz kalabiliyorsa, Anayasa’da yazılı olan eşitlik güvencesi anlamını yitirmektedir. Ayrımcılık küçük bir toplumsal sorun değildir ve görmezden gelinebilecek bir “iç mesele” olarak değerlendirilemez. Sistematik ayrımcılık, temel insan haklarının ciddi bir ihlalidir. Devletin yükümlülüğü yalnızca kendisinin ayrımcı uygulamalardan kaçınması değildir. Devlet aynı zamanda ayrımcılığı önleyecek, soruşturacak ve ortadan kaldıracak gerçek ve etkili mekanizmalar oluşturmak zorundadır. Türkmenistan makamlarına bir kez daha hatırlatıyoruz: Vatandaşların eşitliği yalnızca bir beyan veya Anayasa’da güzel görünen bir hüküm değildir. Bu, devletin yerine getirmek zorunda olduğu bir yükümlülüktür. Türkmenistan makamlarını, ayrımcılığa ilişkin şikâyetlerin yapılabileceği etkili ve bağımsız mekanizmalar oluşturmaya, bu tür iddialar hakkında şeffaf soruşturmalar yürütmeye ve etnik köken, mensubiyet, ikamet edilen bölge veya yurt dışında yaşayan akrabaların bulunup bulunmadığına bakılmaksızın tüm vatandaşların kamu hizmetlerine ve toplumsal açıdan önemli hizmetlere eşit erişimini güvence altına almaya çağırıyoruz. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in, uluslararası insan hakları kuruluşlarının, diplomatik temsilciliklerin ve Türkmenistan’ın uluslararası ortaklarının dikkatini ülkedeki sistematik ayrımcılık sorununa bir kez daha çekiyor ve bu konuyu Türkmen makamlarıyla yürüttükleri diyaloglarda gündeme getirmeye çağırıyoruz. Yukarıdan başlayan ayrımcılık zamanla toplumun tamamında normalleşir. Bu nedenle yalnızca ayrımcılığın sonuçlarıyla değil, öncelikle onun varlığını sürdürmesine imkân veren cezasızlık sistemiyle mücadele edilmelidir. Bir insanın etnik kökeni, mensubiyeti, doğum yeri veya yurt dışında yaşayan akrabalarının bulunması, onun temel haklarının kısıtlanması için hiçbir şekilde meşru bir gerekçe olamaz. Haklar herkes içindir. Eşitlik herkes içindir. Ve devlet bunların her ikisini de güvence altına almakla yükümlüdür. Kaynak: Azatlık Radyosu, 29 Temmuz 2026 https://www.azathabar.com/a/balkanabatda-saylanan-yasayjylara-guycli-internet-cekilyar-esasy-talap-arassalyk/33817520.html

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo