Bir Yıl İz Yok: Türkiye’de Kaybolan Türkmen Aktivistlerle İlgili Yeni Soruşturma

Bir Yıl İz Yok: Türkiye’de Kaybolan Türkmen Aktivistlerle İlgili Yeni Soruşturma

Türkmen sivil aktivistler Alisher Sahatov ve Abdulla Orusov’un Türkiye’de kaybolmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçtikten sonra, uzun süre gölgede kalan bu dosyada yeni bir gelişme yaşanıyor. Türkmen Helsinki İnsan Hakları Vakfı’nın açıklamalarına göre, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Temmuz 2025’te iki aktivistin iz bırakmadan kaybolduğu geri gönderme merkezine ait güvenlik kamerası kayıtlarını resmî olarak talep etti. Bu talep bir dönüm noktası olabilir. Daha önce merkez yetkilileri, Sahatov ve Orusov’un serbest bırakıldığını iddia etmişti. Ancak bu iddiaları doğrulayacak herhangi bir video kaydı sunmayı reddettiler. Ayrıca, insan hakları savunucularının aktardığına göre, uzun süre boyunca bilgilerin sistematik şekilde gizlendiği ve sorumluluğun farklı devlet kurumları arasında devredildiği görülmektedir. Avukatlara uzun süre kritik belgelere erişim sağlanmadı ve bu durum bağımsız bir soruşturmanın yürütülmesini fiilen engelledi. Uluslararası toplum endişelerini dile getirdi, ancak temel soru yanıtsız kaldı: Alisher Sahatov ve Abdulla Orusov nerede? Bugün ise durum değişebilir. Savcılığın, kayboldukları güne ait tüm kamera kayıtlarını talep etmesi sadece prosedürel bir adım değildir. Bu, uzun süredir gizli kalan gerçeğin ortaya çıkarılması için gerçek bir fırsattır. Ancak bu gelişme aynı zamanda ciddi soruları da beraberinde getiriyor: Neden şimdi? Gerçek bir soruşturmanın başlatılması neden neredeyse bir yıl sürdü? Gerçeğin ortaya çıkmasını kim ve neden engelledi? Ve benzer kaç vaka hâlâ göz ardı ediliyor? Kayıp aktivistlerin aileleri mücadelelerini sürdürmeye devam ediyor. Bu onlar için sadece bir dosya değil — sevdiklerinin hayatı, acıları ve gerçeği bilme haklarıdır. İnsan hakları örgütleri şeffaf, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma talep etmektedir. Kayıp kişilerin akıbetinin açıklanmasını, güvenliklerinin sağlanmasını ve olası zorla kaybetme vakasında sorumluların hesap vermesini istemektedirler. Bu vaka tekil değildir. Bu durum, Türkmenistan vatandaşlarının ülke sınırları dışında da karşı karşıya kaldığı daha geniş çaplı bir transnasyonal baskı modelini yansıtmaktadır. İnsanların yurtdışında bile kendilerini güvende hissedememesi, yalnızca tek tek devletler için değil, tüm uluslararası insan hakları sistemi için bir sorundur. Sessizlik suç ortaklığıdır. Bugün, neredeyse bir yıl sonra, gerçeğe yaklaşma şansımız var. Ancak bu fırsat kaçırılmamalıdır. Cevap talep etmeliyiz. Sesimizi yükseltmeliyiz. Unutmamalıyız. Alisher Sahatov ve Abdulla Orusov sadece isimsiz hikâyelere dönüşmemelidir. 📌 Kaynak: Türkmen Helsinki İnsan Hakları Vakfı https://tmhelsinki.org/ru/article/14c30318-f4f1-4363-b687-38795c86591a⁠� 📷 Fotoğraf: Türkmen Helsinki İnsan Hakları Vakfı’nın internet sitesinden alınmıştır

İletişime Geçin

Dayanch olarak, her bireyin temel haklarını korumak ve geliştirmek için çalışıyoruz.

İletişime Geç
Logo