Beş Günlük Ücretsiz Emek: Bereket İyot Fabrikasından Gelen İddialar Türkmenistan’da Sistematik İşçi Hakları İhlallerini Gündeme Getiriyor 30 Temmuz 2026 tarihinde bağımsız haber kuruluşu Turkmen.news, Türkmenistan’ın Balkan vilayetindeki “Bereket” iyot fabrikasında yaşandığı öne sürülen uygulamalara ilişkin kapsamlı bir araştırma yayımladı. Gazetecilerin ve fabrika çalışanlarının aktardıkları, münferit bir yolsuzluk iddiasının çok ötesine geçiyor. Yayımlanan bilgiler doğrulanırsa, bir devlet işletmesinde ücretsiz çalıştırma, tahakkuk ettirilen ücretlerin olası şekilde zimmete geçirilmesi, kamu kaynaklarının özel çıkarlar için kullanılması ve ihlalleri bildirmeye çalışan işçilerin etkili korumadan yoksun bırakılması gibi uygulamaları içeren sistematik bir sömürü mekanizmasından söz etmek mümkün olabilir. Türkmenistan, dünyanın önde gelen iyot üreticilerinden biridir ve ülkenin iyot üretiminin önemli bir bölümü Balkan vilayetinde gerçekleştirilmektedir. Ancak Turkmen.news’in araştırmasına göre resmî üretim rakamlarının arkasında çok farklı bir gerçeklik bulunuyor olabilir. Haberde aktarılan işçiler kendilerini “haklarından mahrum köleler” olarak nitelendiriyor. Beş Gün Daha Çalışma, Ancak Ücret Yok Turkmen.news’in aktardığı bilgilere göre iyot üretimi, en yakın yerleşim yerine yaklaşık 85 kilometre uzaklıktaki “Oýleguşluk” tesisinde gerçekleştiriliyor. Çalışma sistemi vardiyalı olarak düzenlenmiş durumda: işçiler 15 günlük çalışma dönemi için tesise geliyor ve ardından evlerine dönmeleri gerekiyor. Ancak habere göre bazı çalışanlar açısından 15 günlük vardiya fiilen 20 güne dönüşüyor. İşçilerin normal çalışma dönemlerini tamamladıktan sonra, yönetimin “subbotnik” olarak adlandırdığı çalışma için beş gün daha tesiste tutuldukları iddia ediliyor. “Subbotnik” terimi geleneksel olarak gönüllü ve ücretsiz çalışma için kullanılmaktadır. Ancak burada birkaç saatlik gönüllü bir çalışmadan söz edilmiyor. İddiaya göre çalışanlar beş tam gün daha, yani neredeyse ilave bir çalışma haftası boyunca çalıştırılıyor ve bu emeğin karşılığında kendilerine herhangi bir ücret ödenmiyor. Daha da ciddi olan iddia ise bu beş günlük çalışmanın muhasebe kayıtlarına geçirilmesiyle ilgili. Turkmen.news kaynaklarına göre söz konusu günler çalışma kayıtlarında yer alıyor ve bu günler için ücret tahakkuk ettiriliyor. Ancak işçiler bu parayı almıyor. Eğer bu bilgiler doğruysa temel bir soru ortaya çıkıyor: İşçilerin fiilen gerçekleştirdiği çalışma karşılığında tahakkuk ettirilen para nereye gidiyor? Buna Gerçekten “Subbotnik” Denilebilir mi? Bir çalışmanın “subbotnik” olarak adlandırılması, onu kendiliğinden gönüllü hâle getirmez. Bir kişi birkaç gün boyunca ek çalışma yapıyor, bunun karşılığında ücret almıyor ve çalışmayı reddetmesi hâlinde işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyorsa, durum yalnızca ulusal iş mevzuatı açısından değil, zorla çalıştırmayı yasaklayan uluslararası standartlar açısından da değerlendirilmelidir. Turkmen.news’in aktardığına göre durumdan şikâyet eden çalışanlara verilen cevap esasen şu şekildeydi: Beğenmiyorsan istifa dilekçeni ver ve ayrıl. Ancak ücretsiz çalışmayı reddetmenin kişinin kendisi ve ailesi için temel gelir kaynağını kaybetmesi anlamına gelebileceği bir ortamda, işçinin tercihinin ne ölçüde özgür olduğu ciddi bir sorudur. Bu nedenle iddiaların, Türkmenistan’ın uluslararası yükümlülükleri ve özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) zorla çalıştırmanın önlenmesi ve işçi ücretlerinin korunmasına ilişkin standartları çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir. Devlet İşletmesi Bir Ailenin “Derebeyliği” mi? Araştırmada başka ciddi iddialar da yer alıyor. Turkmen.news’e göre işletme on yıldan uzun süre Guvançmırat Veliyev tarafından yönetildi. Veliyev’in ölümünün ardından yöneticilik görevine ilk olarak başka bir çalışan getirildi, ancak daha sonra görev merhum yöneticinin oğlu Veli Veliyev’e geçti. Haber kuruluşunun kaynağı, bu görevin devrinde yolsuzluk içeren anlaşmalar bulunduğunu iddia ediyor. Bu, bağımsız olarak doğrulanması gereken ciddi bir iddiadır. Bununla birlikte yaşananlar, devlet işletmelerine yönetici atanmasında şeffaflık, çıkar çatışmalarının önlenmesi ve kayırmacılığa karşı etkili mekanizmaların bulunup bulunmadığı konusunda önemli sorular doğurmaktadır. Bir kamu görevi miras değildir. Bir devlet işletmesi tek bir ailenin mülküne dönüştürülemez. 60’tan Fazla “Hayali Çalışan” İddiası Araştırmadaki daha da endişe verici iddialardan biri, işletmenin bordrosunda gerçekte çalışmayan kişilerin bulunmasıyla ilgili. Turkmen.news kaynaklarına göre fabrikada fiilen yaklaşık 240 kişi çalışmasına rağmen belgelerde 305 çalışan görünüyor. Bu durumda bordroda 60’tan fazla “hayali çalışan” bulunuyor olabileceği iddia ediliyor. Habere göre bu kişiler yaklaşık 3.000 manat maaşla bordro kayıtlarına dâhil edilmiş durumda ve paralar gerçek çalışanların kontrolünde olmayan banka kartlarına yatırılıyor. Turkmen.news ayrıca bu paraların daha sonra nakit olarak çekildiğini ve dağıtıldığını iddia ediyor. Bu bilgiler doğrulanırsa, bir devlet işletmesine ait kaynakların olası şekilde zimmete geçirilmesini içeren ciddi bir mali mekanizmadan söz edilebilir. Bu iddialar; banka işlemlerinin, maaş bordrolarının, iş sözleşmelerinin ve resmî kayıtlarda çalışan olarak görünen her kişinin fiilen işletmede çalışıp çalışmadığının inceleneceği kapsamlı ve bağımsız bir mali soruşturmayı gerektirmektedir. Devlet Kaynaklarıyla Özel Çiftlik mi? Araştırmanın ayrı bir bölümü, Turkmen.news’in Veliyev ailesiyle bağlantılı olduğunu bildirdiği “Eşretli Toprak” adlı çiftlik işletmesiyle ilgilidir. Habere göre çiftliğin et, süt ürünleri ve sebzelerden oluşan ürünleri, vardiyalı çalışanların gıda ihtiyacı için sağlanmış gibi belgelendiriliyor ve fabrika tarafından çiftliğe ödeme yapılıyor. Ancak çalışanların anlatımlarına göre gerçek durum farklı. İşçilerin vardiya süresince ihtiyaç duydukları bazı gıda ürünlerini kendi paralarıyla satın almak zorunda kaldıkları belirtiliyor. Turkmen.news ayrıca devlet işletmesine ait makinelerin, yakıtın, yedek parçaların ve diğer kaynakların özel çiftliğin yararına kullanılmış olabileceğini bildiriyor. Çiftlik faaliyetlerinde fabrikayla bağlantılı kişilerin çalıştırıldığı, en ağır tarımsal işlerin ise Türkmenistan’ın diğer vilayetlerinden gelen iç göçmen işçiler tarafından yapıldığı da iddialar arasında. Eğer bu bilgiler doğruysa mesele yalnızca işçi haklarıyla sınırlı değildir. Aynı zamanda devlet malının ve kamu kaynaklarının özel maddi çıkar sağlamak amacıyla kullanılmış olabileceği iddiası söz konusudur. İşçiler Şikâyet Etti. Peki Onları Kim Korudu? Bu olayın belki de en önemli boyutu, belirli bir yöneticiyle veya iddia edilen mali usulsüzlüklerle ilgili değildir. Asıl mesele devlet kurumlarının işleyişidir. Turkmen.news’e göre çalışanlar sendika komitesine, “Türkmenhimiya” devlet kuruluşunun yönetimine ve Balkan vilayetindeki kolluk kuvvetlerine şikâyette bulunmaya çalıştı. Ancak habere göre bu şikâyetlere gereken şekilde yanıt verilmedi. İşte tam bu noktada tek bir fabrikanın hikâyesi, Türkmenistan’daki işçi haklarını koruma sisteminin işleyişine ilişkin çok daha kapsamlı bir soruna dönüşmektedir. Bir çalışan sendikadan, devlet kuruluşunun yönetiminden veya kolluk kuvvetlerinden koruma göremiyorsa doğal olarak şu soru ortaya çıkar: Hakları ihlal edilen bir Türkmenistan vatandaşı nereye başvurmalıdır? Sendikaların görevi işvereni değil, işçiyi korumaktır. Kolluk kuvvetlerinin görevi, olası yasa ihlallerini şüphelilerin makamı, nüfuzu veya bağlantıları ne olursa olsun araştırmaktır. Devlet işletmeleri ise kamuya aittir ve toplumun çıkarları doğrultusunda faaliyet göstermelidir; belirli yöneticilerin kişisel zenginleşme kaynağına dönüşmemelidir. Kurumların Sessizliği Cezasızlık Yaratır Yolsuzluk yalnızca bir kişinin para almasıyla sistematik hâle gelmez. Bir kurum olası bir ihlalden haberdar olduğu hâlde sessiz kaldığında, başka bir kurum kendisine ulaşan şikâyete yanıt vermediğinde, soruşturma yürütmekle yükümlü bir başka yapı görevini yerine getirmediğinde ve haklarını savunmaya çalışan kişi sonunda başvurabileceği hiçbir yer kalmadığını gördüğünde yolsuzluk sistematik bir niteliğe bürünür. Bağımsız denetimin bulunmaması, iddia edilen bu tür uygulamaların yıllarca devam edebilmesine imkân sağlayan koşulları yaratır. İşçilerin anlatımları doğruysa yalnızca doğrudan sorumlu kişilerin belirlenmesi yeterli değildir. Aynı zamanda devlet denetim mekanizmalarının yaşananları neden önleyemediği veya önlemek istemediği de araştırılmalıdır. Bağımsız Bir Soruşturma Gereklidir Turkmen.news tarafından yayımlanan bilgiler, çalışanlara veya bilgi kaynaklarına baskı yapılmasının değil, şeffaf ve bağımsız bir soruşturmanın gerekçesi olmalıdır. Çalışma çizelgeleri ve maaş bordroları incelenmeli; belgelerde yer alan 305 kişinin tamamının kimliği ve fiilî çalışma durumu doğrulanmalı; maaş hesaplarındaki para hareketleri araştırılmalı; ilave beş günlük çalışma için ayrılan paranın gerçekte kimlere ödendiği tespit edilmeli; “subbotnik” adı altında gerçekleştirilen çalışmaların hukuka uygunluğu değerlendirilmelidir. Ayrıca fabrika ile “Eşretli Toprak” arasındaki mali ilişkiler araştırılmalı; devlet işletmesine ait makinelerin, yakıtın ve diğer kaynakların özel amaçlarla kullanılıp kullanılmadığı belirlenmeli ve çalışanların daha önce yaptığı bildirilen şikâyetlerin akıbeti ortaya çıkarılmalıdır. Özellikle çalışanların, tanıkların ve bilgi kaynaklarının işten çıkarılmaya, baskıya, tehdide, takibata veya herhangi bir misillemeye karşı korunması büyük önem taşımaktadır. Soruşturma, eylemleri veya ihmalleri bizzat inceleme konusu olabilecek kurumlarla sınırlı kalmamalı; gerçek bağımsızlığı ve şeffaflığı sağlayabilecek bir mekanizma tarafından yürütülmelidir. İşçi, Yöneticinin Mülkü Değildir Bu mesele tek bir iyot fabrikasının çok ötesindedir. Bağımsız sendikaların, özgür medyanın, kamu denetiminin ve etkili şikâyet mekanizmalarının son derece sınırlı olduğu bir sistemde çalışanların konumuna ilişkin temel bir soruyu gündeme getirmektedir. İşçi, yöneticinin mülkü değildir. Devlet işletmesi bir ailenin mirası değildir. Bir işçinin emeği karşılığında kazandığı ücret o işçiye aittir. Ücretsiz çalışmayı reddetmek, insanı haklarını savunmak ile ailesinin geçimini sağlamak arasında seçim yapmak zorunda bırakmamalıdır. Türkmenistan makamları yolsuzlukla mücadele ve vatandaşların çalışma haklarının korunması konusunda gerçekten kararlıysa, Turkmen.news’in araştırması bunu göstermeleri için bir fırsattır: bağımsız bir soruşturma yürütmek, sonuçlarını kamuoyuna açıklamak, çalışanları korumak ve ihlaller doğrulanırsa sorumluları hesap vermeye çağırmak. Bu tür iddiaların susturulması ise sorunun yalnızca tek bir işletmeyle veya birkaç yetkiliyle sınırlı olmadığı, çok daha sistematik bir nitelik taşıdığı yönündeki endişeleri daha da güçlendirecektir. Kaynak ve ek bilgiler: Turkmen.news, 30 Temmuz 2026 — “İyot Mirası: Balkan Vilayetinde Bir Aile Devletin ve Zorla Çalıştırılan İşçilerin Sırtından Nasıl Bir Derebeylik Kuruyor?” https://turkmen.news/2026/07/30/iodnoe-nasledstvo-kak-semya-v-balkanskom-velayate-stroit-votchinu-za-shot-gosudarstva-i-podnevolnyh-rabotnikov/
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.