Sayın Avrupa Parlamentosu Üyeleri, Sivil hareket DAYANÇ / Turkmenistan İnsan Hakları Platformu, 5 Mart tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen Avrupa Birliği ile Türkmenistan arasındaki parlamentolar arası toplantı vesilesiyle sizlere başvurmaktadır. Avrupa Birliği ile Orta Asya ülkeleri arasındaki diyaloğun önemini yüksek derecede takdir ediyor ve Avrupa Parlamentosu’nun demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerini destekleme konusundaki rolünü önemsiyoruz. Bununla birlikte, Türkmenistan’daki insan hakları alanında mevcut olan ciddi ve sistematik sorunların Avrupa Birliği ile Türkmenistan arasındaki iş birliği çerçevesinde daha dikkatli ve ilkeli şekilde ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Türkmenistan vatandaşlarının hem ülke içinde hem de yurt dışında karşı karşıya kaldığı gerçek durum, resmî açıklamalarda ve diplomatik görüşmelerde sıklıkla sunulan tabloyla önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Bu bağlamda aşağıdaki sorunlara dikkatinizi çekmek isteriz. Yurt dışında yaşayan Türkmenistan vatandaşlarına Türkmenistan diplomatik temsilciliklerinde fiilen pasaport verilmemekte ve pasaportları yenilenmemektedir. Bu durum münferit vakalar değil, sistematik bir uygulamadır. Bunun sonucunda binlerce kişi geçerli kimlik belgelerinden mahrum kalmakta ve yasal olarak yaşama ve çalışma, sağlık hizmetlerine erişim, çocuklarını eğitim kurumlarına kaydettirme, sınır geçişi yapma, iş sözleşmesi imzalama, konut kiralama ve haklarını hukuki yollarla savunma imkanlarını kaybetmektedir. Belgelerin olmaması Türkmenistan vatandaşlarını sömürüye, kayıt dışı çalışmaya ve suç ağlarına karşı son derece savunmasız hale getirmektedir. Birçok kişi modern köleliğe yakın koşullar altında yaşamaya zorlanmaktadır; bu kişiler tehlikeli ve insan onuruna aykırı çalışma şartlarını kabul etmek zorunda kalmaktadır. Zorla çalıştırma uygulamaları da ciddi endişe yaratmaktadır. Belgelerden ve hukuki korumadan yoksun bırakılan kişiler aracılar ve işverenler tarafından sömürülmeye açık hale gelmektedir. Pasaport ve yasal statü eksikliği, insanların reddedemeyecekleri koşullarda çalışmaya zorlandıkları bir bağımlılık durumuna sürüklenmesine yol açmaktadır. Ayrıca Türkmenistan vatandaşlarının Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşta yer almaları için olası şekilde hedef alınmaları ve işe alınmaları konusu da özel dikkat gerektirmektedir. Yurt dışında belgesiz ve yasal statüden yoksun kalan göçmenler, Rusya’ya bağlı yapılar tarafından baskı ve yönlendirmeye maruz kalabilmektedir. Deportasyon korkusu ve hukuki statünün olmaması bu kişileri özellikle savunmasız hale getirmektedir. Türkmenistan’da bağımsız bir yargı sistemi bulunmamaktadır. Yargı organları yürütme erkinden bağımsız hareket edememekte, bu durum vatandaşların adil ve tarafsız bir yargı sürecine erişimini fiilen imkânsız hale getirmektedir. Ülkede bağımsız gazetecilik fiilen yoktur. İfade özgürlüğü ciddi şekilde sınırlandırılmıştır ve bağımsız gazeteciler, blog yazarları ve sivil aktivistler baskı ve takiple karşı karşıya kalmaktadır. Türkmenistan vatandaşlarının temel hak ve özgürlükleri sistematik biçimde ihlal edilmektedir, özellikle de seyahat özgürlüğü. Ayrıca Türkmenistan’ın göç mevzuatının 30. maddesinin 9. fıkrası, uluslararası insan hakları standartlarıyla açık şekilde çelişmektedir. Bu düzenleme, vatandaşların ülkeyi terk etmelerini engelleme imkânı tanımakta ve böylece seyahat özgürlüğü ile aile birleşimi hakkını ihlal etmektedir. Buna ek olarak Türkmenistan dışındaki sivil aktivistler ve blog yazarlarına yönelik sınır aşan baskı ve baskı uygulamaları (transnasyonel baskı) vakaları da rapor edilmeye devam etmektedir. Özellikle Türkmenistanlı sivil aktivistler Alişer Sahatov ve Abdulla Orusov’un akıbeti ciddi endişe yaratmaktadır. Bu kişiler Türkiye’de gözaltına alındıktan sonra kaybolmuşlardır ve nerede oldukları hâlâ bilinmemektedir. Bu durum güvenlikleri ve yaşamları hakkında ciddi kaygılar doğurmaktadır. Avrupa Birliği ile Türkmenistan arasındaki ekonomik ve siyasi iş birliği görüşmelerinin, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve temel özgürlüklerin korunması konularındaki ilkeli bir diyalogla birlikte yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu bağlamda Avrupa Birliği kurumlarını şu konulara dikkat etmeye çağırıyoruz: — Türkmenistan ile yürütülen siyasi diyalog çerçevesinde insan hakları konularına daha fazla önem verilmesi; — yurtdışındaki Türkmenistan vatandaşlarına pasaport verilmemesi ve pasaport yenilenmemesi uygulamasının gündeme getirilmesi; — belgelerden yoksun bırakılan vatandaşların zorla çalıştırma, sömürü ve silahlı çatışmalara sürüklenme risklerine dikkat çekilmesi; — Türkmenistan göç mevzuatının 30. maddesinin 9. fıkrası hakkında hukuki ve siyasi değerlendirme yapılması; — Alişer Sahatov ve Abdulla Orusov’un kaybolması dahil olmak üzere sınır aşan baskı vakalarının şeffaf şekilde soruşturulmasının talep edilmesi; — Türkmenistan vatandaşlarının haklarını savunan bağımsız insan hakları girişimlerinin ve sivil toplum aktörlerinin desteklenmesi. Avrupa Birliği onlarca yıldır demokrasi, insan onuru ve insan haklarının en güçlü uluslararası savunucularından biri olmuştur. Türkmenistan vatandaşları için bu ilkeler soyut değerler değil, günlük güvenlik, özgürlük ve insan onuru meselesidir. Avrupa Birliği ile Türkmenistan arasındaki diyaloğun yalnızca ekonomik iş birliğini değil, aynı zamanda Türkmenistan vatandaşlarının insan hakları ve temel özgürlüklerinin gerçek anlamda iyileştirilmesini de teşvik etmesini içtenlikle umut ediyoruz. Saygılarımızla, Sivil Hareket DAYANÇ / Turkmenistan İnsan Hakları Platformu
Dayanch olarak, her bireyin temel
haklarını korumak ve geliştirmek
için çalışıyoruz.